Çarşamba, Ekim 14, 2009

Bittabi...

Bi'sefer benim için en önemli ve sevindirici haber bloğumuza iki yeni yazar katılması...
Gamze (Bir nefes hayat) ve Elif (sendromx) uzun müddettir etrafta yoklarken geçen akşam facebook'ta gelişen bir sohbet sırasında verdikleri kararlarla bloğumuzu şenlendirdiler...
Hâlâ kimi okuyucularımız, blogtaki tüm yazıları benim yazdığımı zannediyorlar.
Oysa büyük çoğunluğu (600'e yakın) bana ait ama meselâ bugün itibârı ile, şimdilerde blogtan ayrılmış olan Türkekırgın'ın 50 küsur, Jubelum'un 41, yine geldiği gibi sırlarla dolu olarak ortadan kaybolan Espressso'nun 30, gelecek vaad eden ve ümit veren:) Andelib'in 20, Cahil'in 8 ve bir başka kayıp Su Kabağı'nın 6 yazısı çıkmış. Gamze'de iki gün önce ilk yazısı ile "Merhaba" dedi bizlere. Elif'i de bekliyoruz.:) Bu yazılar yan tarafta bloğun formatına uygun olarak ve harf sırasına göre Aby, Andy, Cahy, Elfy, Espy, Gamzy, Juby, Suky, Turky şeklinde etiketlidir...
Oradan misâl Espy'e tıklayacak olan bir okuyucu sâdece Espressso'ya ait yazıların tamamına ulaşabilir...

* * * *

Gamze'nin yazısının altında, sevgili Gulteinen'in yaptığı yoruma katılıyorum bende... Evet, Gamze'de, Elif'te duygu dolu yazarlar...

* * * *

Dün Andelib'in Sarı Zarflar yazısı çıktığında ben de gerçekten bir sarı zarf işi ile uğraşıyordum... Eski bir vergi borcu çıkmış... Gittim, onu ödedim, döndüm bir de ne göreyim, Andy sanki bilmiş gibi aynı gün patlatmış yazıyı...

* * * *

Önce Denizli'de bir işadamı intihar etti, sonra İzmir'de başka bir işadamı öldü... İstanbul'da bir öğretim görevlisinin aracı boğaz köprüsünde bulundu...
Derken Pazartesi öğlen tanıdığım bir kişinin daha intihar ettiğini duydum... Dün öğrendiğim kadarı ile karısını ve çocuklarını evden göndermiş, kapının arkasına divanı, çenesinin altına da tüfeği dayamış, sonra basmış tetiğe.
Denizli'li zengin bir işadamı olmak ile gariban bir karpuzcu olmak arasında hiçbir fark yok...
Çarklar hepimizi aynı öğütüyor.

* * * *

Hani aynı anda üç dört kitap okuma dönemleriniz olmuştur. Ruh durumunuza göre...
Bana bu olay film seyrederken olmaya başladı... Bir film koyuyorum, yirmi dakika sonra başka bir filme bakmaya başlıyorum. Ertesi gün bir başkasına... Üç gün sonra ilk seyrettiğimi kaldığım yerden başlayarak bir yarım saat daha izliyorum misâl... Bozuyor muyum acaba?
Divanlar, silahlar, köprüler ve viyadüklerden uzak durmam lazım.

* * * *

Hande Altaylı'nın Maraz adlı kitabını okuyordu A.W.
Evde bırakmış geçen gün... Öylesine bir bakayım derken akşamına bitirdim... Akıcı yazmış... Hoşuma gitti. Sonu kelekti biraz, aceleye gelmişti ama ilk üç çeyrek güzeldi gerçekten...

* * * *

Bokuyla kavga eden arkadaşlara bir tavsiyem olmayacak... Kendileri bilirler kendilerini.

* * * *

Blogger'larda genel bir yazı ve yorum durgunluğu var yine... İşyerlerinde koyulan yasakların etkisinin olduğu da söyleniyor ama tam da anlamıyorum nedenini...
Misâl benim Facebook'a eskisinden daha fazla bakıyor olmam etkiledi sanıyorum kendi bloğuma olan ilgimi. Eskisi gibi en az iki - üç günde bir bi'şeyler yazmak zorunda hissetmiyorum kendimi...

* * * *
Sigarasızlığın ikibuçuk'uncu ayındayım. Dün gece ilk kez rüyama girdi. Söylemişlerdi bunun olabileceğini ama bana kısmet dün akşamaymış... İnsanın rüyasında "Vay be, o kadar hızlı içime çekmeme rağmen hiç başım dönmüyor haaa..." diye düşünmesi hem komik hem acı...

* * * *


Dün gece geç saatte, yatmaya hazırlanırken, canım kardeşim, çocukluk arkadaşım Yıldırım, Galata Kulesinden çektiği otuz iki fotoğraf yolladı...
Bunlara bakarken, şöyle yazdım kendisine;
"Şehriniz hem çok güzel ama bir o kadar da güvensiz. 18 numaralı fotoğraftaki silüet çok güzel."
"O teyze de İstanbul'u orada yaşıyor işte..." diye yanıtladı beni...



Bir de şöyle bir fotoğrafı var... Adı "kafadan bacaklı" :)))

8 yorum:

beenmaya dedi ki...

ah be abim blog şenleniyor yeni arkadaşlar sayesinde üstelik seni de aratmıyorlar he desem de özledik yahu seni de :)))

KUBİLAY KIZILDENİZLİ dedi ki...

Abi,
11 Kasım 1995 saat 14 civarında sigarayı bıraktım ve yaklaşık 10 yıl rüyamda sigara içtim. tabii her gece değil:-)
Vefalı bir arkadaştırsigara sen bırakırsın o bırakmaz uzun süre ama yenildiğini de kabul edecek kadar da asildir sigara.
Ben yendim. İyi ki yendim.
Rakının da, şarabın da, yemeklerin de, arkadaşların da tadını daha iyi alıyorum.
Bütün tad ve koku duyularının inanılmaz hızla geriye döneceğini göreceksin ve mis gibi bir İzmir meltemini çiğerlerine çekmenin milyon tane sigaradan daha etkili olacağını göreceksin.
Sabır lütfen ve 2,5 ay zor olanıydı.
Unutma bunu.
Sevgiler

gamze dedi ki...

eyvallah abi..bir nefes hayatta da yazmaya devam ediyorum yine..

başlıyoruz:)

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Sevgili abi,

bahsettigin Izmirdeki is adaminin sevgili esi benim bir tanecik canim, 29 yillik cocukluk arkadasimdi... inan cok aci cok; ve bu asamada aci nasil paylasilir; kifayetsiz kaliyor tum kavramlar...

yazdiklarinin sonuna kadar arkasindayim; sigarayi birakmandan bahsetmissin ancak hala iciyor olsaydin birkac tane daha fazla icecektin konuyla alakasi sadece bu bence...

ama ben eski blog paylasim gunlerimizi cok ozluyorum.. hem de cokunun cogunda daha da cok...

geri gelir mi acep?

Abi dedi ki...

gelir, gelir...:)

7.oda dedi ki...

aynı anda birkaç film izleme olayın enterasan geldi bana.. kitaplar bitirme süresi olarak uzun olduğundan araya bikaç tane başka kitap karıştıran çoktur da.. topu topu en fazla 2 saatlik filmleri niye böyle parçalıyorsun :)

Abi dedi ki...

ekran karşısında 20 dakikadan fazla duramıyorum artık herhalde... :)))
2 saat uzun geliyor...
ha, bir şeyi ayrı tutayım, aksiyon ve gerilim filmleri hariç... onları izliyorum da böyle iç bayan filmlere sonuna kadar bakamaz oldum...:)))

hep dedi ki...

Bittabi, bittabi Abi aynen:)
Ne haber, ne dizi, ne film izleyemez oldum. Döne döne, tekrar tekrar ratatouille, çılgın dostlar 1 ve 2 cdlerini izleyip duruyorum kızımla beraber. Ezberledik artık, filmlerden replikleri gündelik hayatın uyan durumlarında kullanıp duruyoruz. Sanırım ben de ufak ufak sıyırıyorum :)
Blogdaki çok renklilikten memnunuz biz, kaleminize sağlık. Ama sen biraz kaytarmaya başladın gözden kaçmıyor.
Sevgiler