Aynı gün yayımlanan bu üç haberi okuyunca,
objektif bir bakış ile, ister istemez,
"bu ülkenin insanına, hâline güleyim mi, ağlayayım mı?" diyor insan..
Bu ülkede en yüksek getiriyi eşek fiyatları sağlamış.. Burada..
Bu ülkede Köpük Dansı yaparken üç kişi ölmüş.. Burada..
Ve bu ülkenin bir Tır şöförü, Cebelitarık'a gideceğine yanlışlıkla İngiltere'ye gitmiş.. (Ulan Manş'ı nası geçtin a.k.?) Burada..
Ne demeli sence, Türkekırgın?
Perşembe, Temmuz 24, 2008
Cumartesi, Temmuz 19, 2008
Aloo, N'oluyo?
Seni her gören, "Yahu sen kilo vermişsin.." diyorsa,
Ama kantar, seni bugüne kadar tutmuş olduğun ideal kilondan iki kilo fazla gösteriyorsa,
Bu ne anlama gelir sahi?
Örneğin yüzüm zayıflıyor, vücudum şişmanlıyor olabilir mi?
Ya da dış görünümüm inceliyor da içimde bir yerde bir şey mi büyüyor?
Şöyle iki kiloluk filân..
N'oluyo ya?
Ama kantar, seni bugüne kadar tutmuş olduğun ideal kilondan iki kilo fazla gösteriyorsa,
Bu ne anlama gelir sahi?
Örneğin yüzüm zayıflıyor, vücudum şişmanlıyor olabilir mi?
Ya da dış görünümüm inceliyor da içimde bir yerde bir şey mi büyüyor?
Şöyle iki kiloluk filân..
N'oluyo ya?
zebze çeşidi:
0-ABY,
cevapsız sorular..
Cuma, Temmuz 18, 2008
Hisseli harikalar kAmpanyası
“Madonna” kampanyası, “Geyikli” kampanya, “Hamilton seni yanında istiyor” kampanyası, “Partner avantajı” kampanyası , “Pilottan temiz telefon” kampanyası…
Bunlar Vodafonun biten kampanyalarından bir kaçı..
Nasıl kampanyalarmış artık öğrenmem biraz zor ama merak etmedim de değil. Mesela Madonna partnerim olsa bu avantajlı olurdu gerçekten. Acaba bu kampanyanın koşulları nelerdi ? Geyikli- boynuzlu kampanyalardan almazdım zaten ama kimdir bu Hamilton beni niye yanında istiyordu, benimle ne yapacaktı merak ettim ( Ben o sırada Madonna’nın yanında olurdum gerçi). Pilotun telefonunun temiz olması olayını kısmen anlayabiliyorum . Adamın hayatı havada geçiyor ve tabiatıyla telefonu çoğunlukla kapalı ve kılıfında duruyor, temiz kalması çok normal.Ama ülkede toplam kaç pilot var ki? Hepsi telefonunu satılığa mı çıkarmış, erken gelen mi kaptı bu temiz telefonları? Oralara pek aklım ermedi doğrusu.
Türkselin “dakika bizden” , “konbara”, Aveanın “patlican” , “toplangel’e arkadaşını getir” kampanyası filan pek bir sönük kalmış Vodafonunkiler yanında. Vodafonun da ötekilerin de devam eden kampanyaları hakkında sitelerinde gerekli bilgiler var ilgilenenler oralardan baksınlar, hangisi daha avantajlıdır bilmiyorum. (Canım sıkkın zaten Madonna kampanyasını kaçırmışım.)
Lakin okurların Aveanın “Avea- Türk Telekom evlilik” kampanyasına karşı temkinli olmalarında fayda görüyorum. Zira A. ve A. ‘nın evliliği henüz oturmamıştı. Bunlar boşandılar mı ki bu ikinci evlilik çıktı ortaya? Hem A. ve A. ilişkisindeki samimiyete ve tarife detayına bir bakalım ve rakamlar konuşsun, biz değerlendirelim.
Avea 505 (Ykr/Dk) 8.10
Avea 555 (Ykr/Dk) 12,00
İki mobil telefon şirketi olan A. ve A. bile uyumlu bir evlilik kurabilmiş değilken, A. lardan birinin telekomla evliliği nasıl olur?
Hangi A. öteki A.ya geyik kampanyası yaptı?
(Madonna kampanyasının tekrarı olur mu ki?)
Bunlar Vodafonun biten kampanyalarından bir kaçı..
Nasıl kampanyalarmış artık öğrenmem biraz zor ama merak etmedim de değil. Mesela Madonna partnerim olsa bu avantajlı olurdu gerçekten. Acaba bu kampanyanın koşulları nelerdi ? Geyikli- boynuzlu kampanyalardan almazdım zaten ama kimdir bu Hamilton beni niye yanında istiyordu, benimle ne yapacaktı merak ettim ( Ben o sırada Madonna’nın yanında olurdum gerçi). Pilotun telefonunun temiz olması olayını kısmen anlayabiliyorum . Adamın hayatı havada geçiyor ve tabiatıyla telefonu çoğunlukla kapalı ve kılıfında duruyor, temiz kalması çok normal.Ama ülkede toplam kaç pilot var ki? Hepsi telefonunu satılığa mı çıkarmış, erken gelen mi kaptı bu temiz telefonları? Oralara pek aklım ermedi doğrusu.
Türkselin “dakika bizden” , “konbara”, Aveanın “patlican” , “toplangel’e arkadaşını getir” kampanyası filan pek bir sönük kalmış Vodafonunkiler yanında. Vodafonun da ötekilerin de devam eden kampanyaları hakkında sitelerinde gerekli bilgiler var ilgilenenler oralardan baksınlar, hangisi daha avantajlıdır bilmiyorum. (Canım sıkkın zaten Madonna kampanyasını kaçırmışım.)
Lakin okurların Aveanın “Avea- Türk Telekom evlilik” kampanyasına karşı temkinli olmalarında fayda görüyorum. Zira A. ve A. ‘nın evliliği henüz oturmamıştı. Bunlar boşandılar mı ki bu ikinci evlilik çıktı ortaya? Hem A. ve A. ilişkisindeki samimiyete ve tarife detayına bir bakalım ve rakamlar konuşsun, biz değerlendirelim.
Avea 505 (Ykr/Dk) 8.10
Avea 555 (Ykr/Dk) 12,00
İki mobil telefon şirketi olan A. ve A. bile uyumlu bir evlilik kurabilmiş değilken, A. lardan birinin telekomla evliliği nasıl olur?
Hangi A. öteki A.ya geyik kampanyası yaptı?
(Madonna kampanyasının tekrarı olur mu ki?)
zebze çeşidi:
0-ANDY
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
Pazartesi, Temmuz 14, 2008
Geçen ayki Sıkay Layf dergisinden Cezayirli İparhan
Efenim, Türk Havayollarımızın Sıkay Layf dergisini belki duymuş, okumuşsunuzdur. Türkiye'nin ve dünya'nın ilginç mekanlarını, yaşamlarını anlatan bir çeşit tanıtıcı dergi. Kültürümüzü, dünya kültürünü yerli yabancı müsterilerine tanıtmak ister bu dergi. Genelde bir sütunu Türkçe anlatır, hemen yanındaki sütunda İngilizce meali vardır. Böylece çevirileri birebir kontrol etme imkanı sunar. Hafif Türkçe düşünüp İngilizce konuşan bir dergidir. Ama iyidir.
İzmir-İstanbul seferindeyiz. Kabinde oturuyom. Önümdeki koltuğun arkasındaki cepte, genelde kusmuk torbasının önünde bulunan Haziran sayısını elime alıp karıştırmaya başladım. Makalelerden birinde tema olarak dünyanın çeşitli yerlerinden kelebekler seçilmiş. Makaleyi tam okumadan, resimler üzerinden Dünya'nın farklı yörelerindeki kelebekleri incelemeye başladım. Renk renk mi, desen desen mi istersin. Herşey var yani. Sayfaları çeviriyorum. Sonra, son sayfadaki bana oldukça tanıdık geldi. Döndüm makaleye. Onunla ilgili bölümü okudum. Evet doğru. Onu anlatıyor. Bir şeyler çekiyordu belli ki... O diğer tüm feminen tipli kelebekler arasından sıyrılan Cezayirli İparhan. Ne de olsa Akdeniz'den komşumuz yani. Kollar omuz hizzasından iki yana açılmış "Heeytt, buradan geçmek için beni ezmen gerek" tarzında bir Kelebek. Desenler güzel ama solgun. Çölün bezginliği, kızgınlığı suratına vurmuş. Gözler patlak, bıyıklar ülkücü, sakallar uzun. Antenler teyakkuzda. Alnında boynuz. Kızgın kumda devriye gezen bir arkadaş. "Yürü be" dedim "Abdüllatif İparhan, Tayyip bile tutamaz seni!". Böyle kelebek mi anlatılır? Evet anlatılır. :)))
İzmir-İstanbul seferindeyiz. Kabinde oturuyom. Önümdeki koltuğun arkasındaki cepte, genelde kusmuk torbasının önünde bulunan Haziran sayısını elime alıp karıştırmaya başladım. Makalelerden birinde tema olarak dünyanın çeşitli yerlerinden kelebekler seçilmiş. Makaleyi tam okumadan, resimler üzerinden Dünya'nın farklı yörelerindeki kelebekleri incelemeye başladım. Renk renk mi, desen desen mi istersin. Herşey var yani. Sayfaları çeviriyorum. Sonra, son sayfadaki bana oldukça tanıdık geldi. Döndüm makaleye. Onunla ilgili bölümü okudum. Evet doğru. Onu anlatıyor. Bir şeyler çekiyordu belli ki... O diğer tüm feminen tipli kelebekler arasından sıyrılan Cezayirli İparhan. Ne de olsa Akdeniz'den komşumuz yani. Kollar omuz hizzasından iki yana açılmış "Heeytt, buradan geçmek için beni ezmen gerek" tarzında bir Kelebek. Desenler güzel ama solgun. Çölün bezginliği, kızgınlığı suratına vurmuş. Gözler patlak, bıyıklar ülkücü, sakallar uzun. Antenler teyakkuzda. Alnında boynuz. Kızgın kumda devriye gezen bir arkadaş. "Yürü be" dedim "Abdüllatif İparhan, Tayyip bile tutamaz seni!". Böyle kelebek mi anlatılır? Evet anlatılır. :)))
Pazar, Temmuz 13, 2008
Biriktirilebilir Dostluklardan değildi.
Bâzen, tanıştığın biri ya da birilerini seversin, dost olabileceğini düşünürsün.
Bir iki ufak tefek hatâ olsa da, bir şans verirsin kendince.
Zaman geçer.
Bakarsın ki, böyle düşünen sâdece senmişsin.
Karşındaki sana kılmış.
Senin gibi düşünmemiş hiç bi zaman.
* * *
Geçenlerde, G. geldi, akşam yemeğine.
Konuşurken, bir arkadaşlardan açıldı mevzû.
G. hiç bir detaya girmeden, "Ben" dedi, "Onlarla ilgili karârımı verdim. Bitmiştir. Biriktirilecek bir dostluk değil onlarınki.."
Ne bizi konuşturdu, ne de kendi konuştu..
Hakîkaten gerekte yoktu konuşmaya.
* * *
Gerek yok uzatmaya..
Bir iki ufak tefek hatâ olsa da, bir şans verirsin kendince.
Zaman geçer.
Bakarsın ki, böyle düşünen sâdece senmişsin.
Karşındaki sana kılmış.
Senin gibi düşünmemiş hiç bi zaman.
* * *
Geçenlerde, G. geldi, akşam yemeğine.
Konuşurken, bir arkadaşlardan açıldı mevzû.
G. hiç bir detaya girmeden, "Ben" dedi, "Onlarla ilgili karârımı verdim. Bitmiştir. Biriktirilecek bir dostluk değil onlarınki.."
Ne bizi konuşturdu, ne de kendi konuştu..
Hakîkaten gerekte yoktu konuşmaya.
* * *
Gerek yok uzatmaya..
Cuma, Temmuz 11, 2008
Belgesel gibi
Her şey aynen şöyle gelişti. Evimiz bittikten sonra oturma raporu için vergi dairesine harç yatırmaya gitmiştim. Oradaki memur oturma raporu aldıktan sonra bir yıl içersinde tapuda cins değişikliği yapmam gerektiğini yoksa ödediğim harç kadar ceza ödemek durumunda kalabileceğimi bana anlattı. Neyse, biz eve yerleşince ilk günlerin heyecanı ile bu işleri unuttuk ama baktık ki zaman çok çabuk geçiyor, geçen Perşembe bu işi yapmaya karar verdik. Kendimi her türlü bürokratik engel, kişisel kaprise hazırladım ve söz verdim asla kızmak, sinirlenmek yok. Sabah 8:45 Çeşme Tapu dairesine gittim. Ne iş için geldiğimi söyleyince yan taraftan havale işlemi yapmam söylendi. Yan taraf 45cm. kadar bir yan taraf ama gelin görünki memur henüz gelmemiş. Abi 9:20 de söylene söylene geldi belli ki bir şeye kızmış. Kendine gelmesini bekledim havalemi yaptırdım. Diğer servise geçip evraklarımı verdim bu arada memur çok şaşırdı çünkü hiç eksik evrağım yokmuş. Bana bir yazı hazırlayacağını benimde bu yazı ile Vergi Dairesine gidip borcu yoktur cevabı almam gerektiğini söyledi. Yazıyı ne zaman alırım deyince BEKLE dedi. Ne kadar bekleyeceğimi bilmeden beklemeye başladım. Önce şahsi telefonlarını bitirdi, klimayla oynadı, pencereyi açtı kapattı ve diğer memurlarla Fenerbahçenin yeni antrenörünü yaşının problem çıkartıp çıkartmayacağı konusun irdeledi sonra toplam 4 satırdan oluşan yazıyı elime tutuşturdu. Vergi dairesine gittiğimde memur 1 yıl önce ödediğim makbuzun yanımda olup olmadığını sordu evet dedim burada, çok iyi olmasaydı işin zordu dedi. Bilgisayardan print edilmiş bir makbuzun olmaması durumda neden işim zor, kayıtlardan bulunmaz mıydı diye sordum. Alaycı bir tavırla güldü siz bu işler bu kadar kolay mı zannediyorsunuz dedi. Çayından bir yudum aldı, krakerini ısırdı kafasını sallaya sallaya şimdi yukarı çık bunun havalesini yaptır dedi. Çıktık yukarı yaptırdık havaleyi indik aşağı verdim evrağı, kağıdın üzerine imza paraf arası bir yaptı, tekrar yukarı yolladı beni bu kez kayıt için. Memurun yanına geldiğimde çayını bitirmiş ekranda bir şey yapıyordu. Ekranı görmedim ama mouse tıklama hızına bakılırsa oyun oynadığı muhakkaktı. Dosyayı elimden aldı BEKLE dedi, 20 dk. sonra bana Tapunun istediği yazıyı verdi, Müdüre imzalat tekrar bana getir dedi ama gösterdiği oda boştu, içeride kimse yok deyince arkadaşları burada Çeşme Kalesine gittiler gelir şimdi dedi. Yok mu başka çaresi diye sordum yardımcısını bulursan şansını dene bazen imzalıyor bazen imzalamıyor dedi. Fırladım çıkarken yakaladım anlattım derdimi ver imzalayayım dedi, ama önce git mühür bassınlar sonra gel bekliyorum burada çabuk ol acelem var dedi. Neyse imza işini bitirdim. Tekrar yukarı havale servisine gittiğimde orada bir memur bana kayıtta yaptır istersen çünkü bir daha yollarlar buraya deyip bir kez yukarı çıkmaktan kurtardı gerçi aşağıdaki abi kızdı o demeden kayıt yaptırdım diye ama fazla uzatmadı. Elimde Vergi Dairesinden borcu yoktur yazısı ile tapuya döndüm, aynı memuru bulmak vakit aldı çünkü kadastroya yollamış onu Tapu Müdürü, bekledim. Memur gelince bana 110 ytl lik bir tahakkuk fişi verdi bunu Vakıflar Bankasına yatır gel dedi. Koştuk bankaya neyse boştu 5-10 dakikada bitti iş, geri geldim verdim ödediğime dair makbuzu. O da bana müdüre imzalatmam için evraklar silsilesi verdi. Ne yalan söyleyeyim bitti iş galiba diye düşünmeye başlamıştım. İmzalar tamamlandı aynı memur bana ne dedi... Tahmin etmeniz mümkün değil, şimdi aynı Vakıflar Bankasına 3,80 YTL daha yatırın bu fişle sonra bana gelin. Olaya bilimsel yaklaşmaya söz vermesem uygun bir cinnet anıydı. Gittik yatırdık geri geldim tamam mı artık deyince şimdi bekleyin arşivden kontrol edeceğiz. Sonra yeni tapunuzu vereceğiz dedi. Tüm bu araştırma 1 saat 15 dakika sürdü. Sonunda Tapuyu almak için Müdürün yanına gittiğimde sordum neden bu kadar uzuyor bu işler diye. Bana ne dedi biliyor musunuz ? Bakın aynı gün işleminiz bitmiş bu ender olan bir şey bunu kimseye söylemeyin sonra herkes işinin aynı gün bitmesini ister.
Çok şey söyleyebilirim bu olayın üzerine ama söylemeyeceğim çünkü tüm bu yaşadıklarım bana Çeşme deki tüm devlet memurlarının Kuantum Fiziğine göre yaşadığını, zaman ve mekan kavramına başka açıdan baktıklarını öğretti.
zebze çeşidi:
0-JUBY,
hani bilgi niyetine..,
kişisel
Perşembe, Temmuz 10, 2008
Çatır/Çutur..
İnsan, tam şöyle sabah kahvesini içip, karnı guruldamaya başladığı sırada, tuvalete girmeyi plânlarken ya da plânlarkene, hattâ kafasında onuncu tilki olarak, ne denli bi gürültü çıkacağının hesâbı içinde banyoya doğru yürürken ya da yürürkene, evde temizlik eyleminde bulunan yardımcı kadının elektrik süpürgesini çalıştırmasını bir büyük şans olarak düşünüp, klozete rahatça yerleşirken ya da yerleşirkene, aynı anda kadının ikinci bir hareketle, süpürmekte olduğu odanın kapısını da kapatma sesini duyduğunda, bu ikinci eylemin, çok uzun yıllardır bu eve gelen bu yardımcının deneyim, gözlem ve duyularının bir sonucu olup olmadığını düşününce,
çok ta rahat mıçamıyo..
Bilginize..
çok ta rahat mıçamıyo..
Bilginize..
Zaman zaman Nikôl Kidmın ya da Corç Kuluniy'in de kabız veya ishâl olduğunu düşündüğüm aklıma geldi, nedense.
zebze çeşidi:
0-ABY,
cevapsız sorular..,
hani bilgi niyetine..,
kişisel
Çarşamba, Temmuz 09, 2008
Kaydol:
Yazılar (Atom)

