Pazar, Haziran 03, 2007

Beklenmeyen Yanıtlar..

O'nu en son iki sene önce görmüştüm..
Karşıyaka'da, Yapı Kredi Bankası Aksoy şubesinin köşesinde kamyoneti ile duruyor, çoğunlukla karpuz nadiren de kiraz satıyordu.. Karpuzu O'ndan alıyordum.

2005 yazında, yine bir gün karpuz almak için durmuştum.
"Kesmece" diye yazmıştı, kocaman kocaman..
"Ver bakalım bi tane.." dedim..
Şöyle bir vurdu, okkaladı, sıvazladı iki üç karpuzu..
Sonunda bir tanesinde karar kılıp, "Bu tamamdır Abi.. " dedi.
"Kes bakalım.. " dedim bende..

Kesti..
Et gibi çıktı karpuz..
Tattım..
Ne tadı.. ne rengi.. ne kütürlüğü.. Hiç bir şey yok..
Anneme götürsem, mücver yapar yani.. O cins..
"Almam.." dedim.

Bir sinir.. Bir sinir..
Sssssinir Nurettin Selçuk yaa..
Aldı karpuzu, vurdu, patlattı yere.. Kafama atar gibi.. Darmadağın etti.
"Ben şimdi bunu n'apıcam?" diye de bağırıyordu bir yandan.
Çektim gittim.. O yazın sonuna kadar O'nu hep oralarda gördüysemde bir daha yanına uğramadım.
Geçerken zaman zaman gözgöze geliyorduk ama ikimizde birbirimize iyi bakmıyorduk..
Ya da ben öyle hissediyordum.

* * * *

Tekrar gördüğümde farkettim, aslında çok zamandır orada olmadığını...
"Uzun zamandır yoktu." diye düşündüm. "Hâttâ geçen yaz hiç görmedim." dedim kendi kendime..
Ama, her zamanki yerindeydi işte..
Yine aynı köşe..
Yine içi karpuz dolu bir kamyonet..
Aynı bakışlar..
Ama..
Sanki biraz daha zayıflamış gibiydi..
Yine de terbiyesizliğini hatırlamadan edememiştim..

* * * *

İki üç gün önce, bankadan çıktım. Arabama bindim. Hava çok sıcak.. Çalıştırmadan önce camları açıyorum ki, klimanın ilk sıcağı dışarı çıksın diye.. Farketmedim.. Yanımda bitivermiş.. "Abi nassın?" dedi..
Bir an, para isteyen ya da rahatsız eden tiplerden biri zannettim ama kemikli yüz hatlarını ve ince bıyıklarını görünce farkettim, bizim karpuzcu olduğunu..
"Sağol.." dedim.
"Abi, almıyosun hiç bişey.. Bi hatamız filân mı oldu.." diye sordu hiç beklemeden.
Ve hiç beklemeden aldı yanıtını;
"Hatırlamıyomusun? Kafama geçiriyodun karpuzu.. Yerlere attın.. Bağırdın..çağırdın.." dedim.

Bir duraladı..
Kısa bir an ama..

ve dedi ki;
"Abi beni affet.. Malatya'daydım. Kanser tedavisi gördüm. Zor günlerdi.. Kusuruma bakma.. Uğra arada..
Karpuz almasan da.. iki söyleşiriz.."
Gözlerindeki ifadeyi burada anlatamam.
Anlatamam işte..

Yutkundum..
"Tamam" dedim..


Bu kadar.

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Evetttt
beraber tam beş yıl geçirdik,adı lazım değil boğazıma düğümlenir her seferinde,demek hayatta...sevindim mi diyeyim üzüldüm mü?
abi sanırım,sanırım bu sefer yırttım,,,
hep yırtacağım diyordu
Beni söyle;sana mezelik karpuz versin.mücverlik değil
muck

maviboncukludelikanlı dedi ki...

bilmem mi? tam 5 yıl tünaydın ve iyi akşamlar.ekabirdi biraz 10 da açardı tezgahı derdim..yanılmışım.
benim için al bir karpuz.Sinan dersen kelek vermez...
muck

Abi dedi ki...

maviboncuklu.. sen Allah bilir, Lazcada konuşuyorsundur..:)

berceste dedi ki...

yahu sabah sabah az gülmedim :)

"muck"lar falan :))

bu yazı buraya ilk asıldığında/ilk okuduğumda/ halbuki ağlamaklı bir hal üzre idim..ister istemez dokunmuştu yazı..

hem, olay karpuzun kelek çıkması falan değil ki !
her neyse..

abi en iyisini sen bilirsin ben kaarinle arana girmeyeyim :))

Abi dedi ki...

berceste..
bu "muck" olayı blog aleminde yeni bir arkadaşın nîdâsı..:)
ben tanıdığımı sanıyorum ama yine de emin değilim..
herhalde bir blog denemesi olacak..
hayırlısı..
bu arada "kaarin" kimdir nedir anlamadım..:)

Espresso dedi ki...

Bence herkeze mavi boncuk dağıtırken, postları mix etmiş.. Yorumu bu post'a, muck'u da "Hediye" postuna aitti..:))

maviboncukludelikanlı dedi ki...

hoşuma gitti eğlendiniz...
rahat olun bende hepimize yetecek maviboncuk var...
Abi tahlilin doğru,emin değilsin ;)

Espresso dedi ki...

Selam sana Maviboncukludelikanlı:)
Payıma düşen zarif boncuk için teşekkür ederim.. İnsanların yüzlerine tebessüm kondurmak seni mutlu ettiğine göre, ruhuna nazar değmesin..

Abi dedi ki...

yok..tamam..ben eminim artık..

anonymus dedi ki...

Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında, daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına...


Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp, kendisine oturacak bir yer buldu.Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran paketten birer birer kurabiye aldığını gördü.Ne kadar görmezden gelse de.


Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken, gözü saatteydi. "Kurabiye Hırsızı"yavaş yavaş tüketirken kurabiyelerini, kulağı saatin tik tak larındaydı.Ama yine de engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini...


Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydım, morartırdım şu adamın gözlerini!" Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini...


Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca "Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine. Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye. Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına.
Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve "Aman Allah'ım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam, üstelik bir teşekkür bile etmiyor!"


Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında.Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla...Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına...Dönüp bakmadı bile "Kurabiye Hırsızı" na...
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna. Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına...
Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla...
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!..
Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!"
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle. Kaba ve cüretkar olan "Kurabiye Hırsızı" kendisiydi işte.


Hani bilgi niyetine.. :)

Jeren dedi ki...

Çok eğlenceli bir "blog"un var abi. Tutamıyorum kendimi bırak ya okuyacağım sonuna kadar.

Abi dedi ki...

hikaye için sağol anonymus..
tutmayıs seni jeren.. gittiğin yere kadar git bakalım..
teşekkürler..