Cumartesi, Eylül 20, 2008

Havadan-Sudan

İsveç - Göteborg'ta Belediyesi Meclisi üyesi Max Reijer, çalışanlara artık şişe suyu temin edilmeyeceğini, kendilerinden musluk suyu içmelerinin istendiğini söyledi.
Reijer, “1 Ekim’den itibaren kentteki çalışanların hepsi iş yerlerinde artık sadece musluk suyu bulacak. Uzun mesafelerden gelen şişe suyu çevrede sorunlarına yol açıyor. Çözüm, musluk suyu içmekte ve musluk suyu Göteborg’da çok kaliteli” dedi.
Şişe suyu satın almaya son vererek Göteborg kentinin mali olarak tasarruf da edeceğini belirten Rejier, musluk suyunun çok daha ekonomik olduğunu kaydetti. Burada.

Bir tarafta bu haberi okuyup diğer tarafta İzmir'i ve Türkiye'nin diğer şehirlerini düşündüm.
Bizde sular kaliteli olsa ve Allah muhafaza, bir belediyeci dese ki, "sularımız çok kaliteli. O yüzden şişe ve pet su kullanımı yasaklanmıştır." ertesi gün dizine sıkmazlarsa ben hiç bi'şey bilmiom..
Şaka bir yana, dün gelen ve enteresan bir iddia içeren bir mail'i de buraya vıştırıveriom..
Bi okuyun bakalım.

Ben mi yanlış anlıyorum, yoksa yazıyı yazan kişi, hem AKP'li Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'i hem de CHP'li İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu aynı plânın bir parçası olmakla mı itham ediyor?



Değerli Dostların bilgisine,

Tıp biliminden ulaştığım veriler panik için hiç neden olmadığını gösteriyor.
Ekteki makalenin önemli paragraflarına bakıldığında ;

"Arsenik akut toksisitesi kimyasal formuna bağlıdır. Elemental, gaz (arsin), organik ve inorganik formlarda bulunur. Gaz formu en toksik formudur.
Doğada en çok bulunan formu inorganik arseniklerden arseniktrioksittir. İnsanlar günlük 300 mikro gr alabilirler.
Kaliforniya ve Nevada da arsenik içeren suların tüketildiği bölgelerde yapılan araştırmalarda alınan arsenik konsantrasyonlarının yaklaşık ¾'ünün idrarla atıldığı saptanmıştır."
ifadelerini içeren bilimsel verileri göreceksiniz.

Tıp fakültesi uzmanları bilimsel çalışmaları sonunda, günlük 300microgr alınmasında hiç sakınca yok dediğine göre;
İzmir'de ölçülen maksimum Arsenik miktarı 17 mikrogr/ Litre olduğuna göre,
İzmir'de vücudumuza 300 mikrogr Arsenik girebilmesi için, 300 / 17 =18 Litre su içilmiş olması gerekecektir.
İçebildiğimiz günlük su miktarı 18 Litre değil, en çok 3 Litre dir.
Günde en çok 3 Litre su tükettiğimize göre,
50 mikrogr /L sınır değerinde bile günde 3*50=150 mikrogr Arsenik tüketilmiş olacağından, sınır değerin (300 mikrogr Arsenik ) yarısı kadar vücuda girmiş olacaktır.
Bu durumda bile sınır değerin yarısı oluşmakta, 2 defa güvenli(sakıncasız) olmaktadır.
İzmir'de ise, en çok 3*17=51 mikrogr Arsenik tüketilme olasılığı durumunda ise, 6 defa güvenli (sakıncasız) olmaktadır.

Tıp uzmanları yıllar önce bu konuda en ince araştırma ve yayınları yapmış iken, bu yaygara niye dersiniz.

Tüm Arsenik yaygarası yapanlar, arıtma tesisi pazarı oluşturmak, nemalanmak isteyenlerdir. (ABD - AB, vede Melih Gökçek gibiler)

İzmir'de Kocaoğlu niye bu gerçekleri araştırıp, İzmirlilere duyurup rahatlatmak yerine , hemen tesis kurmaya soyundu, üstelik aşırı kapasiteli olarak..

Bunu da siz değerlendirin.
birbirlerinden pek farkları var mı ?

Ey İzmir'de su içenler,

Arsenik konusunda bilimsel değerlendirmeleri esas alıp, benim gibi hiç telaşlanmadan, İzmir'in her tarafında rahatlıkla su için.
Arsenik Standartı 50 mikrogr /L den 10 mikrogr /L ye sadece ve sadece WHO aracılığı ile

ABD - AB ve işbirlikçilerine pazar oluşturmak için indirilmiştir.

sağlıklı yaşam dileklerimle

Prof.Dr.-Ing. Ibrahim ALYANAK
Çevre Teknolojisi Uzmanı

8 yorum:

Türkekırgın dedi ki...

Evet buna benzer bir makale daha okumuştum. Tamamen bilimsel olarak neden İzmir'de suyun arsenik oranının tehlikeli olmadığını açıklıyordu. Keşke saklasaydım. Çünkü bunda sömürüye açık bir durum yok bence. Elbette 10 mikrogram olsa daha insani, sağlıklı olacak.

Bir olumlu gelişme de şu. Yakında 4-5 ay içinde kuyu başlarında arsenik arıtması devreye girecekmiş.

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

abi simdi ben annemin evine geldigimde gurbetten kana kana su icemiycem mi?
yav cok bilimsel olmus yazilanlar da sunu soruym dedim; hani ben annemi bebemi ablami abimi izmire gormeye geldigimde su icmiyim mi?
zehirli mi yani simdi sular?
atin olumu arpadan olmaz yani; arpa zehirli mi yani?
hii?

kedi de basmiyo hicbir tusa; hepsi yalan bunlarin diye :(

Abi dedi ki...

Türkekırgın..
eğer arıtma tesisleri devreye giriyorsa bu prof.un söylediklerini doğrular gibi oluyor..mu?

Gulteinen,
sularda önemli bi'şi olduğuna ben inanmıyorum..
gel ve iç.. hatta kediyi de getir..
önce ona içir.. şööle bol bol..

Vladimir dedi ki...

Ben evdeki kedilere bile sevdikleri marka şişe suyu içiriyordum zaten. Çeşmeden su içmek ise hayal oldu.

Yalnız ben e mail olarak dolanan adamın ünvanına takıldım "Prof. Dr. - İng. Ibrahim ALYANAK" nasıl bir ünvandır bu böyle? İngilizce bildiğini mi ünvan haline getirmiş adının önüne eklemiş. Cehaletimi mazur görün lütfen. :)

cinar dedi ki...

Musluktan su içmeyeli yıllar oluyor hakikaten yav. Neredeyse unuttum yani. Hoş, en azından İstanbul'dakinden farklı olarak çay gibi kaynatılıp içilen sularda zaman zaman musluk suyu kullanabiliyoruz burada. Şimdilerde o da bir şey sanırım!

Abi dedi ki...

sevgili Vladimir..

Acronym: DR ING
Definition: Doktor Ingenieur

şööle bi'şi buldum..
Sanırım ALAMAN kökenli bişi bu..

"Doktor. Mühendis" anlamına geliymuş..

Türkekırgın dedi ki...

Türkiye Dünya Sağlık Örgütünün Üyesidir. Avrupa Birliğine aday ülkedir. AB, DSÖ'nün su standartlarını aynen benimsemiştir. Türkiye'de AB uyum sürecinde 35 başlık altında müzakerelerde bulunmaktadır. Bu başlıklardan biri çevredir. Bu başlığın altında Avrupa Komisyonunca kabul edilen su direktifleri Türk mevzuatına uyumlaştırılmadan bu başlığın kapanması mümkün değildir. O nedenle Hükümet bunu 2005 yılında uyumlaştırmış. Yönetmelik gereği bu değere sadece İzmir'in değil tüm belediyelerin uyması bekleniyor. Dış dayatma yok. Türk hükümeti bunu kabul etmiş zaten. İzmir'deki arıtmanın ihalesini yabancılar alsa tamam diyeceğim. Ama o da bir Türk şirket olacak sanırım. Arseniği arıtacak teknolojimiz vardır diye düşünüyorum.

egemavisi dedi ki...

Arsenikle ilgili çelişkili haberler geliyor sürekli. Açıkçası kafam karışık ama işin içinde büyük bir rant var gibi geliyor.
İçme suyunu yaklaşık on yıldır dışarıdan temin ediyoruz eve. Önceleri Bornova'nın Laka Köyü'nden getirirdik suyu. Şimdi o köyün su sıkıntısı olunca İZSU istasyonlarına yöneldik.
Son olarak; Abi, senin sözlerine bir ekleme, "Dr. Müh." şeklinde kullanırlardı fakültedeki bazı hocalarımız.