Cuma, Ocak 25, 2008

Yuh Yutturan..

Ben abartılı filmleri ve abartılı kahramanları severim..

Bu bakımdan, Indiana'nın yılanlarla dolu bir mahzenden kurtulmasını, Rambo'nun 193 adam öldürmesini, Bond'un havada bir uçaktan atlaması ve diğer uçağa yetişmesi, tutması, içeri girip son anda dağa çarpmayı önlemesini, Die Hard serisinin son filminde John McClane'in yoldan direğe çarptırarak yön değiştirdiği araba ile uçuşa geçerek havadaki helikoptere vurmasını ve düşürmesini zevkle izlemişimdir.. Hem gülmüş hem de heyecanlanmışımdır..

Fakat..

Fakat öyle bir film seyrettim ki, son derece ciddi bir film olmasına karşın, bana bile "Ohannes Kemer yâni.." dedirtti.

Filmin adı: Shoot'em Up.

Clive Owen gibi sevdiğim bir aktörün nasıl olupta böyle bir filmde rol almayı kabûl ettiğini tam olarak çözmüş değilim.. Belki bunu ona söyleyebilseydim, "Ben seni severim.. Kabûl etme bunu.." diye engelleyebilirdim fekat.. Heyhat..

Abi, filmi muhakkak seyredin.. Ciddi bir macera-aksiyon.. En az bin kişiyi öldürüyordur Mr. Smith rolündeki Owen.. Buna karşılık film sürecince sâdece iki parmağı kırılıyor.
Ama eğer seyrederseniz inanamayacaksınız olanlara..

Öyle sahneler var ki, "Yuuuhh" diye bağırmak geçiyor içinizden.. Hemen arkasından öyle başka bir şey oluyor ki, "Yuh"unuzu yutuyorsunuz..

Film sanıyorum ki, Bond filmlerine gönderme.. Zaman zaman bazı sahneler ve müzik, James Bond filmlerine benzerlikleriyle dikkat çekiyor..

Burada size muhakkak bahsetmeyi istediğim bir sahne var..

Bu filmle tanıdığım ve tanıştığıma çok memnun olduğum Monica Belluci (ki evlerden içeri demek lâzım..), Clive Owen'la sevişirken içeri kötü adamlar giriyorlar.. 9 kişiler.. Saydım.
Kahramanlarımız o sırada yatakta, çırılçıplaklar..
Owen, Belluci'yi bırakmadan, önce yataktan yuvarlanarak silahını kapıyor, sonra kız kucağında, her türlü tao, kamasutra pozisyonu dahil, odanın içinde, yuvarlana yuvarlana, döne döne, aynı anda hem sevişiyor, hem de bu dokuz kişiyi öldürüyor. Bu arada kadın çığlık çığlığa.. Korkudan filân zannetmeyin.. Mutluluktan.. Filmin zirve sahnesinde, kadın da zirvede..
Owen, son adamı da öldürüp, duvarda Monica'yı sıkıştırmışken, mırıldanıyor..;
"Meşgûl bir adama ateş edilmez.."


Smith'den bi takım inciler:

"Görüyormusun şu iti, sinyal vermeden şerit değiştiriyor.. Sinyal vermek ne kadar zor olabilir ki? Sinyal vermek için parmağını bir santim kıpırdatması yeter oysa.. Bu pislik, kendi güvenliği ve bizim güvenliğimiz için neden bunu yapmaz ki? Bunun nedeni ne biliyormusun?
Çünkü bu yavşaklar yatakta başarısızdırlar.. Trafiğe çıktıklarında iktidarın ellerinde olduğunu zannederler.. Yolda kimseyi dikkate almazlar.. Bu onların doğalarında var.."

"Deri ceket giyip at kuyruğu saç bırakan adamlardan nefret ediyorum.. At kuyruğu adamı ne serseri, ne genç ne de havalı gösteriyor.."

Smith'in bu sözünde, her ne kadar deri ceket giymesem de, bana da bir atıf var ancak, kendisiyle uğraşamaacem.. Ne dese haklıdır.. Korktum ben bu şahsiyetten..
Gerekirse vurdururum iki numaraya saçları.. Yeter ki, Mr. Smith'le ters düşmeyelim.. Havuç mavuç sokar bi tarafımıza, neme lazım..

2 yorum:

gülçin dedi ki...

sevgili abi,
ben bu filmde çok eğlendim ya:) bir aksiyon parodisi.. parası olan bir grup insanın hayalgücünün tavan yapması projesi (belki sinan çetin'in de çok parası olsa böööle bişey yapabilir). clive'in sürekli yediği havuçlar mı acaba yol açıyor bu kadar züpper kahraman olmasına, bilmem :)ben en çok köprünün tepesinden üstündeki tavan camı açık arabanın sürücü koltuğuna tak diye oturmasına güldüm. biz atlasak nolurdu bilemem (mazallah, tütütütü)

sevgiler
sevgiler.

Türkekırgın dedi ki...

Ben hızlı izledim. Ayrıntılı izliycem. Bellucci sahnesi hakkaten güzel. Ama sonu çok ilginç. :) Yani her şey tam isabet, Belluciye tam isabet, ona buna tam isabet. Gülmedim de kaldım...