Cuma, Temmuz 20, 2007

Büyük Umutlar / High Hopes

Gençken yaşadığımız
çekim ve mucizeler dünyasında..
Düşüncelerimiz yolunu yitirmiş gibi
Başıboş dolaşırdı, sınır tanımadan..
Ufukların ardında..

Sonra Ayrılık Çanları çaldı;

Bu uzun yol boyunca,
aynı geçidin üzerinde
Hâlâ eski dostlar buluşabilirler miydi..
Kesişme noktasında?

Düşlerimizi çalan zaman..
ve ondan daha hızlı koşan
bir kılıksız adam vardı ardımızda..
Ayak izlerimizin peşinde olan.

Ve arkamızda
bizi olduğumuz yere bağlamaya çalışan
binlerce küçük yaratığı bırakarak..
yelken açtık bir hayatın sonuna doğru..

yavaşça çürüyen..

Çimenler daha yeşildi..
Işıklar daha parlak..
Dostlarla birlikte
Harika gecelerde..

Sonra..
arkana baktığında
Yaktığın köprüler köz haline gelirken..
Bir anda, geride kalan tarafın
ne kadar yeşil olduğunu farkedersin.
İleri yürüdüğünü zannederken,
İç sesinin gelgitiyle
geriye sürüdüğün ayaklarındır uykularında..

Yüksek yerlerde kocaman bir bayrak açarsın, yelken gibi.
Ve başın döner, düşleyip sonunda ulaştığın
dünyanın yüksekliğinden..
Ama..
ne kadar yüksek olursa olsun ulaştığın yer..
Doymaz karnın..
İsteklerin, hırsın
sonsuza dek engel buna..
Ve yine,
Bitkin gözlerin başıboş bakar,
defalarca bulunduğun bu yolun sonunda..
ufuğa.

Çimenler daha yeşildi..
Işıklar daha parlak..
Ağzımız daha tatlıydı..
Dostlarla birlikte
Harika gecelerde.

Sisin arasında tan ağarırken gün kızarıyor..
Ve su..
durmadan akıyor sonu olmayan nehirde..

Sonsuza dek.. Daima..



* * * *


Beyond the horizon of the place we lived when we were young
In a world of magnets and miracles
Our thoughts strayed constantly and without boundary
The ringing of the division bell had begun
Along the long road and on down the causeway
Do they still meet there by the cut
There was a ragged man that followed in our footsteps
Running before time took our dreams away
Leaving the myriad small creatures trying to tie us to the ground
To a life consumed by slow decay
The grass was greener
The light was brighter
With friends surrounded
The nights of wonder
Looking beyond the embers of bridges glowing behind us
To a glimpse of how green it was on the other side
Steps taken forwards but sleepwalking back again
Dragged by the force of some inner tide
At a higher altitude with flag unfurled
We reached the dizzy heights of that dreamed of world
Encumbered forever by desire and ambition
There's a hunger still unsatisfied
Our weary eyes still stray to the horizon go down this road we've been so many times
The grass was greener
The light was brighter
The taste was sweeter
The nights of wonder
With friends surrounded
The dawn mist glowing
The water flowing
The endless river
Forever and ever

4 yorum:

Abi dedi ki...

beyaz balonlarımı aldım. geldim..::))

gamze dedi ki...

"Sisin aras�nda tan a�ar�rken g�n k�zar�yor..
Ve su..
durmadan ak�yor sonu olmayan nehirde..

Sonsuza dek.. Daima.."

hayat� en g�zel anlatan dizeler bunlar belki de...fazla s�ze gerek yok payla�t�n i�in sonsuz te�ekk�rler:)

Abi dedi ki...

çeviri biraz hızlı.. biraz kendimce..
yanlışım varsa düzeltme, daha iyi bir fikir varsa eleştiri beklerim..

Espresso dedi ki...

Charlie..how're u Charlie?..Right?
High Hopes on Board..
İcabet müthiş..:)
Kokpitten aşağıya bakıyorum..
Yorgun dönüşlerde, umut yüklü büyük beyaz balonlar uçuşuyor başımın üzerinde, dalgalanan bayrağın gölgesinde dinlenirken huzur buluyor yorgun beden..
Everest'i hiç düşlemedim, başım da dönmedi. Ama geride kalan uçsuz yeşilliğe hep özlem duydum, ilerideki pustan sa hep içim ürperecek.. olsun..
Gençliğimizin dostlukları şimdi yanımızda değil belki ama biz burada ışık prizmasına giren gökkuşağı renkleriyiz, türlü kırılmalardan sonra bembeyaz renge dönüşmüş, yemyeşil çimenlere oturup, birbirine neşe içinde umut yüklü büyük beyaz balonlar atıp devam ediyoruz yollarımıza..

Thnks fr the balloons Charlie:))