Pazartesi, Haziran 04, 2007

Türküz, Türkü çağırırız..

1992'de Aachen'daydım. Türkiye'de Özal dönemi sürüyordu..
Atılımlara rağmen bir çok konuda Avrupa'dan hayli geride olduğumuz bir gerçekti..
Chakotay'da kalıyorum. Elimde kamera ne bulursam çekiyorum..

Kaldığım odanın penceresinden sokağı çekerken tesadüfen bir olayı filme almışım.

8-10 yaşlarında bir çocuk bisikletten düşüyor..
Filmde sadece tarih var ama ben zaman sayacından bakabildiğim için size MİNİK bir detayı aktarayım.
Çocuğun düşmesinden yaklaşık üç dakika sonra polis ve polisin gelmesinden yaklaşık bir dakika sonrada ambulans geliyor olay yerine..


Eski bir filmden yakalanan kareler olduğu için kalite düşük.. Ama sizlere yine de bir fikir verecektir.



Çocukla ilgilenen doktorlar, bisikletin sağına soluna bakan, pencerelerinden ya da yoldan geçerken olayı gören tanıklarla konuşarak not tutan polisler..



Eni konu, bir çocuk bisikletten düşmüştür.. Üstelik, hani bir başka araçla filân temas bile yoktur. Kaldırımda olmuştur olay..

* * * *

İşyerim iki yıl öncesine kadar, Devlet Hastanesinin yanındaydı..
Size yemin ederim ki, hastane kapısının beş metre uzağındaki trafik lambalarında olan ve benim gördüğüm yüzlerce kazanın içinde, üç-dört tanesi yaralanmalı ve hâttâ ölümlü kazalardır ve de bunların hastaneye ulaştırılması..

(5 metre ileriye) yarım saatten fazla sürmüştür.


5 yorum:

rehav@ dedi ki...

işte bunun içindir ki seçim olsa n'olur olmasa ne, birleşseler ne olur birleşmeseler ne? cumbaba ha "gül" olmuş ha "diken" olmuş ne farkeder?
insanca yaşam, adam gibi eğitim, sağlık hakkın ve en önemlisi hukuğun adaletin yoksa...
neysse...
girmek istemediğimiz toplar bunlar ama öyle güzel geliyordu ki meret gelişine vurayım istedim :)

demiş ki konfüçyüs usta!

1 insan parasını kaybetmişse hiç bir şeyini kaybetmemiş,

sağlığını kaybetmişse hayatının yarısını kaybetmiş,

ÜMİDİNİ kaybetmişse herşeyini kaybetmiş demektir.

az kaldı.

Abi dedi ki...

bu muz ortaya iyi bi vole patlatmışın..
90 dan ampul..
deveye diken, insana gül..:))

Espresso dedi ki...

O, koymadığın resmi, hatta resimleri maalesef ki, gayet net hayal edebiliyorum Abi.. Çünkü memleketimde ne yazıkki hemen her gün gazetelerde en az 1-2 tanesine rastladığımız bu sahneler beynimize kazınmış durumda.
15 sene önce bile yurt dışında çektiğin eski fotoğraf kareleri tabiiki fikir veriyor.. Zaten önemli olan, senin de vurgulamaya çalıştığın gibi fotoğrafın kalitesi değil, YAŞAM KALİTESİ.. İnsana verilen değer..
Full elektronik alet donanımıyla, marka giymekle, kokoreçten vazgeçmekle, yalı boyuna üzerinde Yunus'ların cirit attığı bisiklet yolu yapmakla, sadece bebek ölümü istatistikleri çıkarmakla...v.s. olmuyor bu işler..
Yazık, vallahi çok yazık..

anonymus dedi ki...

"Biz Adam Olmayız!" ....
Acaba?
Ne yapmalı?
Cevabı Ne Yapmalıyım? 'dan geçiyor biraz da..
Bu çocuk düştüğünde, bu Polis ve Ambulans mutlaktır ki "Hiss-i kable’l-vukû" (!! lafa bak:)) ile gelmedi. Bir vatandaş saniyeler içinde gerekli yeri veya yerleri aradı. O zamanlar cep telefonlarının da çokça yaygın olmadığını düşünürsek, olasıdır ki bir evden aradılar. Yani; birileri sinema seyreder gibi yada "bak şimdi ne olacak" ya da "olmayacak" deyip seyretmedi. Ya da ağızında sigara ile koşup, hesapta yardıma koşmadı. Tabii sistemin bir de diğer tarafı var, gelen telefonla anında harekete geçen. Örnek;
İzmir de de 112 ortalama gelme süresi telefondan sonra 10dk. bu iyi bir sistem. Ancak, trafikte ambulansları görüyorsunuz, keyifle arabasını sürenin "ha bir araba daha öne gideyim" demesi yüzünden yırtınıyor. Bu durumu dün akşam Karşıyaka Girne kavşağında tekrar gördüm ve hep öyle olduğunu da biliyorum. Ben ambulansa yol vermemekte ısrar eden DR. çıkartmalı otomobili kendim (ambulansın içinden)gördüm. Ama ambulansı acil taksi olarak kullanma fikrini de üreten kim? "ben" yani biz.. Bunu duyup ta ambulansa yol vermeyen kim? "ben" yani biz.. Oysa düşünmüyoruz ki, o ambulansların (mavi olanlar-112 de olmaz) 10 tanesinin 9 u taksilik yapsa bile, ya karşımıza çıkan 0, 1 tane hasta taşıyan ise?? "Ambulansa yol vereni ....ler" diyen bir arkadaşımı korku dolu gözlerle dinlemiştim...
Ben, benzer bir motosiklet kazasını İng.'de gördüm, evet 15 dk içinde hem polis hem de ambulans geldi. bilinçli ve tahkikatlı bir uygulama yapıldı.
Alm.'da bir ambulansın 4'lü bir kavşağa sirenle girişini gördüm ve "o anda korkunç bir kaza göreceğimi" düşündüm. 100'ün üzerinde bir süratle kırmızı ışıkta bağıra bağıra tam hızla devam etti. Huh! şansı varmış araba yoktu dememe kalmadı, bekleyen araçlar döndü.... Yani, sesini duyan durdu...
Ben İzmir 112 Acil Servisin merkezini ziyaret ettim. Orada bulunurken inanamadım gördüklerime, eğer görmeden birisi söylese asla ve kat-a inanmazdım. Manzarayı hayal edin;
İki adet hemşite, telefonun başında ve sürekli "alo" deyip parmaklarının altındaki düğmeye basıyorlar.. Bu nedir? dedim iki çaldırıp kapatanlar dediler, belki GSM tamircileri belki de "du bagali n'olcek?" diyenler... Hızı tekrar tarif ediyorum; "alo" deyip parmağınızı özel bir konsoldaki düğmeye basın ve hemen tekrar "alo" deyin ve basın, 1sn.den kısa yani.. çünkü ardışık onlarca hat bekliyor, bu sadece 1 merkez.. Bu diğer arayan hatları ve oradaki görevliyi canından bezdirircesine meşgul edenler kim? "ben" yani biz...

Eğitim şart deyip konuyu bilgiç bir tavırla kapatalım mı?
Ya da
Peki Ne yapmalıyız?
Bu da değil..
Ne Yapmalıyım?

Sans ve Sağlık dilerim (Kendime de :))

Jeren dedi ki...

Burası Canım Türkiye'm, resime bir senin anlattığın açıdan, birde şu açıdan bakalım. 2 sene önce minibüsün sıkıştırması sonucu gayet kıvrak bir hareket ile yolun en solunda yer alan stabilize alana kendimi dar attıp, durduysam da kazadan kurtulamayıp, konuyu büyük bir merakla izleyen 20'li yaşlardaki bir çocuğa çarptım. Dikkat dikkat, durduysam da diyorum. Araba duruyor yani. Ama kardeş merakına yeniliyor ve arabanın önüne geçip konuyu izliyor. Bendeniz arkama dönük minibüse küfrederken, birinci vitese takıp arabayı hareket ettirmemle çocukcağıza hafif yolu dokunuyorum. Kendileri ayıptır söylemesi popo üstü yerde. Nereden türediğini bilmediğim bir ton göbekli, bıyıklı ağızlarında sigara olan amcalar, çocuk için endişeli bir yüzle, fakat o yüzler bana döndüğünde cinayetin bir numaralı zanlısı olduğumu hissetiren bakışlarla 1 dk içerisinde olay yerindeler. Bu olaydan 1 dk sonrasında trafik polisi ve es kaza ordan geçmekte olan ambulans ise 5 dk içinde olay yerinde. Ben 20 dakika sonra Ege üniversitesinde çocuğa check-up yaptırıken buluyorum kendimi. Bu ne hız kardeşim. Şaşkınım !! ama böyle. Ha çocuk mu çok sağlıklı hiç birşeyi yok sadece poposu açımıştır garibimin. Ancak sonrası daha beter. Sonuçlar çıkıp, gözlem süresi dolmadan, doktor sağlamdır raporu vermeden polis dibimden ayrılmıyor. İfade için karakola bile gidemiyorum. Suçluyum 20 senedir araba kullanıyorum ama nafile suçluyum, adama duran araç ile vuruyorum. Sonra mı? suçsuzluğum anlaşıldı. Ama çocuk benden tam 1 sene boyunca bıkmadan para ve iş istedi ... Vermedim mi? Vermezmiyim.

Görüdüğün gibi pek te yavaş değiliz. Yada bana gelenler böyle.