Çarşamba, Ağustos 12, 2009

İstanbul Meyhaneleri...

Bir iki aydır, meyhane kültürü hakkında kitaplar okuyorum. Baktım epeyce şey öğrenmişim, oturup bunların bir özetini çıkardım. Şimdi bunu burada yazacak değilim çünkü 22 sayfalık bir özet oldu, yeri ve vakti işgal etmenin lüzumu yok ama isteyenlere seve seve yollarım. Size yazıdan bir kaç küçük örnek;

Meyhanelerde şaraplar genellikle büyük fıçılarda bulundurulurken, küplü meyhanelerde şarap ve rakılar için özel küpler kullanılırdı. Raviler rivayet ederler ki, şarap küplerinin üzerinde üzüm salkımı, rakı küplerinin üzerindeyse aslan kabartması bulunurdu ve rakıya “aslan sütü” denmesinin nedeni buydu.

Gedikli meyhaneler bir ustanın idaresinde işletilir, bu ustaya “meyhaneci ustası” denilirdi. Zamanla bu ustalara İtalyanca “sakallı ihtiyar” anlamına gelen “barba” denmeye başlandı. Barbalar, kalendermeşrep, hoşgörülü, bununla birlikte gerektiğinde otoriter ve sert kişilerdi.

Kanuni zamanında İstanbul’da bulunan Avrupalı bir yabancı tanık olduğu ve ona ilginç gelen bir olayı bize aktarmaktadır. Onu anlattığına göre bir Türk’le meyhaneye giderler. Demlenmeye henüz başlamışlardır ki kapıdan içeriye kikirik bir Türk bağırıp çağırarak girer. Bağırmayı tezgah başında da sürdüren Türk, sürekli olarak şöyle haykırmaktadır:
“Ey ruh, çekil git bedenimden! Ey ruh, çabuk çık git buradan!”
Bağırtılar sürüp gidince yabancı, adamın neden bağırdığını sorar ve arkadaşından şu yanıtı alır:
“Adam az sonra içeceği içkiyle kirleneceğini biliyor ve ruhunu kirden koruyup yalnızca sonunda toprak olacak bedeninin kirlenmesini sağlamak için ruhunu kovuyor. Ruhunun uzaklaştığına inanınca susup içkiye yumulacak ve sonra uslu uslu çekip gidecek!”

Reşat Ekrem Koçu, “Osmanlı Tarihinde Yasaklar” adlı kitabının 24. sayfasında, eski zamanlardan kalma şu fıkrayı anlatır:Akşamcının biri meyhaneden evinin kapısına dek gelse de tokmağı vuracak gücü kalmadığından kapı önünde sızıp kalmış. O sırada devriye oradan geçmiş. Bir yeniçeri çorbacısı (kolluk subayı) sarhoşu dürtüp;
“Kalk be adam, yürü kapıya! (karakola) deyince sarhoş kahkahayı basmış;
“Gözümün nuru ağam, o kadar gücüm olaydı evimin kapısını çalardım, o kapıdan girerdim!” demiş.

9 yorum:

Bugra dedi ki...

Ah süper !

Eğer bu özet elektronik bir ortamdaysa edinme $ansımız var mıdır acaba? :)

Mutluluklar...

Adsız dedi ki...

Tarihin geçmişine baktığımda çok gizemli etkileyici geliyor meyhaneler bana.Tarkan yada Malkoçoğlu filmlerinin meyhane dekorları gibi tasvir oluşuyor aklımda.)
Çocukluğuma dönüp baktığumda ise Kemeraltında melek çıkmaz sokağında Eniştenin yeri vardır aklımda.Kapanması için hep dua ettiğim!!.

Rahmetli kayınpederim demiştiki babama meyhane" MEYENK taşıdır kişi burada ölçülür".

Nilly

Cahil dedi ki...

sevgili Juby, bana rahmetli dedemi hatırlattın sağolasın... O'nun adı Adem olmasına rağmen kimse kullanmazdı. Kıbrıs'ta Yeşilırmak Köyünde yaşardı. İçmeyi ve içirmeyi sevdiği ve çok aksi olduğu için herkes O'na Barba derdi... :))

bana bu yazı Necip Mirkelamoğlu'nun Rakıname şiirini getirdi...

Rakınâme

09.09.2003 tarihli KALECİK gazetesinde yayımlanan, Aslan Sütçü'ye ait şiir.

İçmesini bilene, zevk ü sefâdır rakı
İçmeyi bilmeyene, cevr ü cefâdır rakı.

Bir münasip miktarı, muhabbet anahtarı
Kaçırırsan ayarı, cana ezadır rakı.

Ne dert kaldı ne keder, içeni mesut eder
İçebilirsen eğer, rûha cilâdır rakı.

Ham ervahsan yanaşma, arifsen ondan şaşma
İç amma haddi aşma, ferahfezâdır rakı.

Yarattığı âhengi, ne saz verir ne çengi
Terbiyenin mihengi dense sezâdır rakı.

Ehl-i kemâl olana, zevkle bembâl olana
Sohbette tad bulana, yâr-ı vefâdır rakı.

Misten âlâ kokusu, ana sütü gibi su
Şu ki sözün doğrusu: Müstesnâ mâ’dır rakı.

Dost bezminde sohbette, neşe-i muhabbette
Her mânevi lezzete, bir vasıtadır rakı.

Nükte cinas anlayan, âheng-i bezme uyan
İçip zırvalamayan, işte onadır rakı.

Eşşek içince zırlar, köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar... insanlaradır rakı.

Âdâbı erkânı var, zamanı mekânı var
Kimin ki iz’anı var, ona şifâdır rakı.

Aslan Sütçü’nüz der ki: had bilmezsen eğer ki
Öyle rüsvâ eder ki, başa belâdır rakı.

Abi dedi ki...

yaw bana da yıllar evvel Yunan kökenli arkadaşlarım Barba derlerdi yaw...:)))

Cahil dedi ki...

Barbalık sana da yakışır Abicim... :))

Asortik Krep dedi ki...

Buğra'ya katılıyorum bende okumak isterim..
asortikkrep1@gmail.com

Abi dedi ki...

şşşt Jubelum,
Buğra ve sevgili Asortik Krep ulaştımı acep?

Bugra dedi ki...

Bana gelmedi maalesef Abi :)

Bugrahan.yildiz@gmail.com bunu deneyebilirmiyiz ?

jubelum dedi ki...

Her iki adrese de yollandı. Selamlar..