Çarşamba, Aralık 17, 2008

H. ( II. Bölüm ) Mektuplar

Ferit'in işini çok daha fazla önemsediği ya da önemsemesi gerektiği yıllardı.
Otuz yaşındaydı ve asılıyordu hayata..
Diğer tarafta Hakan, Ferit'e kıyasla, çok daha rahat bir hayat sürüyordu.
1989 yılında çıkan "Esmer Günler" kasedi yanında bir notla ulaşmıştı Ferit'e.



Karşılıklı yazışmalar sürüyordu.
Bir Hakan yazıyordu, bir Ferit.


Ferit saklayacaktı bütün bu kağıtları..
Yirmi yıl..
Ve yirmi yıl sonra düşünecekti; Hakan'ın kendisi gibi saklamamış olabileceğini..


1989 sonunda, Ferit ortak olduğu işten ayrılarak kendi firmasını kurmaya çalışırken, Hakan bir miktar borç verdi Ferit'e.. Bir kaç ay sonra ödedi Ferit borcunu..
Burada Hakan'ın başka bir desteği daha vardı Ferit'e. Limited şirket kuruluşunda gereken ikinci ortak olarak göründü. Çok küçük bir payla.. Sembolikti.
Zâten sembol kullanmayı severdi Hakan..
Şirketin kuruluşu sırasında, Ferit'e gönderdiği zarfta, bir adet 500 lira, bir adet Barclay sigara, Bir Buğday başağı, bunların ne anlam ifâde ettiğini anlattığı özel bir not ve "Sınır tanımayan gerçek sevgidir" yazan bir kart vardı.



Bir akşam üzeri, Hakan telefonda midesinin ağrıdığını ve iyi hissetmediğini söyledi Ferit'e. İşten çıkar çıkmaz Hakan'ın evine giderek sabaha karşı 02.30'a kadar orada kaldı Ferit. Hakan'ın durumunun iyi olduğunu gördüğünde, sabahın çok erken saatlerinde işe gitmek zorunda olduğundan evine dönerek bir kaç saat uyumak istediğini söyledi.
Çok sinirlendi Hakan..
Yalnız bırakılmaması gerektiğinden, böyle bir hâldeyken başka hiçbirşeyin önemli olmaması durumundan çok katı kelimeler kullanarak bahsediyordu.
Canı sıkılmıştı Ferit'in.
Çıktı gitti.
Bir kaç gün sonra, Hakan'ın gönderdiği not, öfkesinin hâlâ azalmamış aksine daha da kırıcı bir şekle bürünmüş olduğunu gösteriyordu.
Ferit'in gönderdiği cevap ise, bir çeşit "Rest'i görüyorum." yazısıydı.
* * * *
1990 yılından sonra çok az görüştüler.
Sâdece yolda karşılaştıklarında, Ferit "Nasılsın abi?" diye soruyor, Hakan ise son derece soğuk davranıyordu.
Oysa hâlâ ortak görünüyorlardı kağıt üzerinde.
2001 krizinde, Ferit, firmada oluşabilecek herhangi bir problemin Hakan'ı da etkileme olasılığını ciddi bir şekilde düşündü.
Hakan, son derece iyi niyetle, maddi olarak bir şey koymamasına rağmen, şirket kurulabilsin diye destek vermişti Ferit'e..
Unutmuş bile olabilirdi ortak olduğunu..
Diğer yanda Ferit, işlerin gittikçe kötüye doğru gittiğini, 1990-2000 yılları arasındaki parlak dönemin bittiğini farkediyordu..
Çevresindeki bir çok insanın başı, hacizlerle, karşılıksız çeklerle belâdayken, Allah Korusun, ters bir durumda, sâdece sembolik ortak olan Hakan'ın kapısına gelebilecek bir derdi nasıl açıklayabilirdi? Bunun yanıtını nasıl verirdi?
2001-2005 yılları arasında, Ferit akşamları eve dönerken, Hakan'ın evindeki ışığa bakıyor ve karnı ağrıyordu..
Çok samîmî ve içten duygularla düşündüğünde, neredeyse onbeş yıldır görmediği bu farklı ve yalnız adama gelebilecek bir zarar, çok rahatsız ediyordu beynini..
2006 yılında, şirketin yeniden yapılanması sırasında, zorlukla ulaşabildiği Hakan'a, detay anlatmaksızın hisse devri konusunu aktardı.
"Tamam." dedi Hakan. Muhasebeciyi bir kaç gün uğraştırıp beklettiyse de attı imzâsını..
* * * *
Artık Hakan ve Ferit ortak değiller.
Ve Ferit, geceleri Hakan'ın ışığına daha rahat ve mutlu bakıyor geçerken.
Tamâmen kendi hâlinde ve yalnız yaşayan bu adamı hiç unutmadan, notunda kendisini târif ederken söylediği "Şirret, Nâlet, Geçimsiz, Huysuz" kelimelerinin ona yakışmadığını bilerek..
Aslında olağanüstü nâzik, içli, duygulu, zeki ve kaliteli bu adamı hep severek..
Ve yaptıkları, öğrettikleri için müteşekkir kalarak..
* * * *
Şimdi birisi elli oldu, diğeri altmışı geçti..
Ama ikisi de çocuk hâlâ..
Ve ikisi de aslan burcu..:)

6 yorum:

Vladimir dedi ki...

Çok güzel bir paylaşım.


Arkadaşlıklar bazen gereğinden fazla büyütülmüş minik engellere takılıyorlar. Bu belki de bıkkınlık, belki gurur adı verilen bir mania, çok ciddi sebepler değil aslında ama araya zamanı sokuyor. İnsanoğlu garip her şeyi açıklamak mümkün değil.

hep dedi ki...

Kafamda bir sürü soru kaldı...Şu önceki yazıda geçen iki erkek arasındaki aşk şeysini halen kavrayabilmiş değilim bi kez. Hakan Ferit'e niye Marlboro diil de barkelebeği sigarası yollamış? O mektup -en eski kağıt beşyüz lira altına sokuşturulmak sureti ile- okurlardan niye saklandı? O mektupta neler yazıyordu? Hakan şirketteki hissesini kime devretti?

Ayrıca bu son bölüm müydü? Devamı var mı?

Abi bu sorularım dolayısıyla beni ne zaman boğacak:))))

Dişi olmam münasebeti ile, arkadaşlık kurma özürlü biri olarak benim bu yoğun dostluğu anlamamı beklemiyorsunuz elbette...Ama şu -bu gece yanımda kalman gerekirdi- yoo gitmem lazım- gidersen çizerim seni-çizersen çiz çok da umrumdaydı- durumunu iyi kavradım sanırım :)

Samimiyetin için teşekkür ediyorum Sevgili Abi. Ama anlayan olur, anlamayan olur...Hani şu taziyeli yazına yorum bırakan emmiler gibi...Belki de bazı şeylerden büyük parçaları saklamalısın kendine... Ama tabi İlhan İrem' in dediği gibi yine de sen bilirsin. Bize mayınsız sunduğun anıların için teşekkür etmek düşer.

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Aslan burcu erkeginin ofkesi barut gibidir, kizinca patlar.Yangin birakmaz ardinda ancak o barut kokusu hep kalir.Ferit de oyle mi acaba?baska oykulerini okumak lazim :-)

cok hos anlatmissin oykuyu ve notlarla da farkliligini gostermissin.

icimden hakanla oturup saatlerce konusup buyuk ofkesinin sebebini ogrenmek geldi.Bir de sunu; "Ferit onun hayatinda sudan bir sebeple terkettigi tek degerli kisisimiydi, cevap hayirsa kac kisiyi bu sekilde diri diri gommustu?"

Abi dedi ki...

Vladimir, Hep ve Gulteinen..
*Vladimir: İki de çocuktu sanırım.. Büyütmüşler çok..
*Hep: 500 lira, altındaki not, sigara markası ve dahi hisse devri.. işte onlar belki de büyük parçalar.. saklanması gereken.. devamı yok..bitti. bu arada taziyeli yazıya yorum bırakma işini tam anlamış değilim.. hankısıydı o?
gulteinen: Hakan çok kişiyi gömdü.. Ve çok yalnız bir adam olarak yaşıyor..

Geveze Kalem dedi ki...

Ya ben bu 'aşk'a aşık oldum desem? Yani tam olarak şu oldu; yepyeni tatta bir yemekten bir kaşık almışım, yutmaya çalışıyorum ama ne yutabiliyorum, ne de dışarı atmaya isteğim var. Aşk da galiba öyle bir şey.(tahminen;-))

Basak dedi ki...

Ah be güzel Abim; ne güzel anlatmışsın... Sizi gidi gururlu aslan burçları:) Bu işin şaka yanı tabii. Bazen böyle olmasının daha iyi olacağını hissediyor taraflar, kalpler seviyor derin derin ama biliyor ki bu sevginin korunması için "mesafe" daha çok işe yarayacak...