Çarşamba, Kasım 19, 2008

Kız Doğdu

Güzel yurdumun -belki de feministleri çileden çıkarıyordur ama- güzel bir deyişidir "Kız doğdu" deyişi. Uzunca süre sessizlik olduğunda söylenen ve genellikle "şu an dünyanın bir yerinde kız doğdu" anlamına gelen bir deyimdir bu. (Tanımın garantisi var, biliyordum ama ayrıca doğrulattım ekşisözlükten. Bu arada ekşisözlüğü de doğrulamış oldum.)

Her deyimin, her atasözünün kendi içerisinde bir mantığı varsa, bu cümleninkini de çözümleyelim hemen şuracıkta. Feminist bacılarım için ben ayrıca bir açılım düşündüm, onlarınkini önden ikram edeyim, kırılmasınlar. Onlar şöyle yorumlayabilirler bu sözü, yeryüzüne bir "Kadın" daha gelmiştir ve bu mükemmel varlığın yeryüzüne gelişi karşısında insanlar,hayvanlar, cümle canlılar ve dahi dağlar-taşlar saygı içerisinde soluksuz kalmışlardır. Ortaya çıkan mutlak sessizlik ve bu deyim bundandır. Biz ortalama insan beyniyle düşünüp bu sözün açılımını şöyle yapacağız burada (feminist bacılarımın izniyle).

Zahir hemen hemen her erkek nedense önce bir oğlu olsun ister, daha sonra kızı da olabilir elbette ama hele önce; erkin (iktidarın, gücün) sürekliliği anlamında bir oğlu olsun ister. Öyle ki dünyaya merhaba diyen bebek zaafiyet timsali olduğu düşünülen kız cinsinden doğunca bir hoşnutsuzluk, bir tatsızlık ve bu tatsızlıktan mütevellit de bir sessizlik zuhur olur ki işte biz bu duruma "kız doğdu" durumu deriz. (Beğenmediniz mi anlatım dilimi, niye ki alışın artık bu türden ibn-i andelib tarzı anlatışlarına. O kadar kanal açtık, yedi çarpı yirmidört anlatıyoruz iş bu dille darbı darbı meselleri. Tevekkül içinde anlıyomuş ve onaylıyomuş gibi yapıcaksınız, uzatmayın. ) Gerçi kız doğdu deyimi ultrason cihazının icadından sonra biraz başkalaşım geçirmeli bana sorarsanız ama dildeki son durum budur.

Son günlerde herkeste bir "kız doğdu" durumu hasıl oldu nedense. ( Bknz sağ taraf: Komşu esnafın son etkinliği ) Sevgili Abi, bugünkü sohbetimiz sırasında bu duruma "herkes kırçına kaçan yılanı çıkarmakla meşgul" diye kabaca ifade etti ama katılmıyorum ben kendisine. Yok öyle bişey, kaçan bir şey yok, hala kahramanca sıkıyoruz milletçe , teğet geçti valla :)

Bana öyle geliyor ki az buçuk aklı, mantığı, bilinci , birikimi olan, "ıssız adam, dertsiz başım" geyiği yapamıyo artık. Ben bu "kız doğdu" durumunu böyle yorumluyorum. Ne dandanakan davası ne mercidabık davası, mühim olan mercimek davası diyen yemek blogları haricinde, bir parça etli ve sütlü yemek çeşitleri ile ilgilenen blogseverlerin nur topu gibi kızı oldu gibi sanki. İyidir iyidir. Bunlar iyi günlerimiz. Moraller bozulmaya...

(Tam bu esnada İbn-i Andelib piposunu dişleyerek sorar : )


- Mirim, siz İlya Ehrenburg'dan Paris Düşerken' i okumuş muydunuz ?

3 yorum:

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Genelde icim daralik, evet; ancak bir cocuk sevincine kapildigim ve sapma sapan; eski tarzim neseli veyahut sevimli kisacik birsey yazasim "hic yok" degil, ama bu kipirti geldiginde de "yav milletin ne dertleri var simdi, ben boole simarik simarik birsey yazmayayim" diyorum.
Dogrusun.
Nefis bir sey yakalamissin andelib.
Anlayana "sivrisinek saz..." olsun.

Hatta bu moddan hepimiz bir an once ciksak ve tekrar kendi icimiz ve capimizda simarmaya, okuyani da gulumsetmeye baslasak "sahane" olacak.

hep dedi ki...

Abi'nin lafına hala gülüyorum:)))Ama haklısınız,
gerçekten içinde bulunduğumuz ciddi durum ve bu sıkıntı bana blog yazarlığını bıraktırdı.Gündem olumsuz yönde ve öyle hızlı değişiyor ki insanın nutku tutuluyor.

Abi dedi ki...

sevgili hep, sen bu lafa gülüon ama bak, andelip ifademi "kabaca" bulmuş.
alındım yani..
şakaydı ha..
başka mecralara akmasın olay..
Paris düşerken'i okumadım bu arada..