Çarşamba, Eylül 03, 2008

Sözde Ermenistan'a giden AKP'li Cumhurbaşkanınız ve Dışişleri Bakanınız...(yumuşak versiyone)

Ülkesini bu kadar satan insanlar görmedim. Ermeniler ülkemizin topraklarından bir bölümüne Batı Ermenistan diyor, milli sembolleri Ağrı dağı. Ülkemizin toprağında gözleri var. Onlarca diplomatımızı katletmişler. (Sayın Dışişleri Bakanı!!) Ülkemizi sözde soykırım yapmaktan mahkum etmeye çalışıyorlar. Bu Ermeniler ki, Osmanlı'nın son zamanında yüz yıllarca yaşadıkları ülkelerine karşı Rusla işbirliği yaparak komşularını katletmiş alçak vatan hainleri. Diasporasının egemenliği altında yaşayan fanatik bir millet. Bir tane diaspora artığıyla karşılaşmamışım ki, Türk'e düşmanlık beslemesin. Bu soysuzların dedeleri Türk insanını arkadan hançerlediklerini torunlarına anlatamadıkları için hainliklerinin sonucu ayrılmak zorunda kalmalarını Türklerin sözde düşmanlığına bağlayacak kadar aşağılık insanlar. Bunların ekmeğine yağ sürmeye giden "pek akıllılar", bir gün mutlaka hakettikleri şekilde yargılanacaklardır.

19 yorum:

cinar dedi ki...

Ah Abi, keşke bu yaptıkları ilk ve tek hainlik olsa ve keşke sadece giden sayısıyla sınırlı kalsa :(

Adsız dedi ki...

halklar düşman değildir birbirine,
askerler,politakıcılar ve oligarklar düşmandır birbirine,küçük ulusların kaderi burjuva iktidarların elinde olduğu sürece, bölge emperyalist güçlerin av sahası olmaya devam edecektirlerine,sizin yazdığınız bu yorum düşmanlığa hizmet etmekten başka bi işe yaramaz..

7.oda dedi ki...

Çınarcım, yazı Abiye ait değil, Türkekırgın a ait :)
biz tabi abiyi bildiğimizden karıştırıyoruz bazen ama bu blogun birden fazla yazarı var :)

Abi dedi ki...

Sayın Isimsiz/Anonymous,

her görüşe saygılıyız.

değer verip zaman harcayarak yorum bıraktığınız için teşekkürler..

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

hic bir insan veya insan toplulugu irki, koku, dini, tarihde atalarinin baska atalara yaptigi veya yapmadigi ne olursa olsun simdinin icinde yargilanmamalidir.

ayni sekilde gecmiste yasanan ve olusagelen toplumsal zaaflar ve/veya zaferler kullanilarak gelecege cikarci bir yatirim da yapilmamalidir.

Bir gun gecmisten siyrilip simdiyi dusunmeye basladigimiz zaman belki aklimiz basimiza gelecek biz insanlarin da, politikacilarin da, butun "bilmemneist" lerin de.

Ilkokul birinci siniftan itibaren seksen tane milletten cocuklarla ayni sinifta okumak durumunda kalan ve ilk ogrendigi sey "ayrimcilik yapmamak gerekir" olan 10 yasindaki kizim gecen gun bana "yesterday is yesterday it is gone, tomorrow is future i will worry about it tomorrow, but today is present!!that's why we call it a 'present':))" (dun dundu gecti bitti, yarin gelecek onu yarin dusunucem ama bugun simdidir-ayni zamanda hediye anlaminda- , onun icin ona hediye diyoruz) dedi.

keske kocaman kocaman adamlar gecmisten siyrilsa ve gelecek hesabi yapmadan 10 yasindaki cocuk temizligi ile samimi bir sekilde ayrimcilik yapmamaya baslasa.

Adsız dedi ki...

teşekkür ederim abi;nacizane fikir,artık düşmanlık beslemenin kimseye faydası yok,sizinde ben,isimsizi anladığınızı biliyorum,tekrar teşekkür ederim...

Abi dedi ki...

sevgili Gulteinen; Keşke..
sayın isimsiz; rica ederim. Yalnız isimsizi anladığım yanlış..
Kim olduğunuzu anlamış değilim..
bir ip ucu alırsam belki..

Vladimir dedi ki...

Türkleri düşman belllemiş ve belirtmiş bu ülkeye bu şekilde bir ziyaret yapılmasından ötürü son derece rahatsızım. yanlış hamleler yaptıklarını farketmeyileri çok acı. Düşmanın karşısında nasıl durulamsı gerektiğini bunlara anne ve baabları da mı öğretmemiş acaba? Birisi sana kötü davranıyorsa kendini ağırdan satacaksın be yavrucum dememişler mi hiç.

Türkekırgın dedi ki...

Çok kültürlü ortamlarda yeterince zaman geçirdiğimi düşünüyorum. Kendimi karşındakinin yerine koymama gibi bir eksikliğim yok. Geçmişi unutmak karşılıklı olur. Sıradan Ermeniler bile diyorki, geçmişi unutalım, ama eski hatalar kabul edilsin. Ne bu yav? Senin diasporan bizi arkamızdan vurduğunu kabul etsin. Ben de diyeyim, ki evet, sürgün yaptık, tehcir oldu. O zaman her türlü barış kardeşlik gelir. Adam çözümcü değil. Siz beni fanatik milliyetçi sanmışsınız. Adamın anayasasında var o söylediklerim. Bugün var, yarın nasıl olmayacak? Geçmişi ben unutmaya hazırım onlar değil.

Bakın olumlu bir örnek vereyim. Kuzey Kıbrıs'taki sol hareketi yıllardır takip ederim. Cumhurbaşkanı Talat'a da çok güvenirim. Bunlar tüm Kıbrıs'a çözüm getirme vaadiyle seçim kazandılar. Denktaş önyargılıylı, beni kesen, öldürenle anlaşmam, gerekirse türkiyeye bağlanırım diyordu. Çözümcü değildi. Talat iktidara geldi ve Annan Planını Kuzey Kıbrıslılara kabul ettirdi. Rum reddetti(sadece %27 evet dedi. Yani halkların kardeşliğinin vardığı varacağı nokta Rumlar için %27. Ki ben bundan da emin değilim. Görüşmeler yine devam ediyor. Ama temel sorun şu. Bazen siz çözüm istersiniz. Ama karşı taraf, fanatiktir, milliyetçidir, size karşı hala kin beslemektedir.
Bu nedenle Talat'ın son zaman açıklamalarına dikkat ederseniz çözüme ulaşmaya kararlı olmakla birlikte, Kuzey Kıbrıs olarak alternatifsiz olmadıklarını Hristofyas'a bildirdi. Bunun anlamı nedir?

Karşınızdaki size iyi niyet beslemiyorsa, nasıl anlaşacaksınız? Mümkün mü? Değil. Bana iyi niyet beslemeyen, tavrını değiştirmedikçe, ben nasıl tehdit algılamayayım? Neden Ermenilerin Türklere yaptıkları yanlışlıkları tüm çıplaklığı ile yüzlerine vurmayayım?

Adsız dedi ki...

Kimin isteği ile gidiyor acaba Ermenistana..? hiç düşündünüz mü..? ben deyivereyim Avrupa ve USA...Şu kısa zaman öncesine kadar hiç bir sakıncası yoktu.. Aopo'nun Ermenistana gitmesinde..şahsen. Bir anda Ampul yandı kafamda AKP ampulü gibi bişi..İstermisin bir suikast .. kurtuldu vatan hainlerinden bu millet..! belkide yeni planlanan bir savaş programı içinde oluveriyormuşuz..????Hayırlısı..Söledim....

Adsız dedi ki...

Tarihsel bir cıkışsızlığın postmodern yansıması olan bazı yorumlar barış ve kardeşlikten uzaktır,butür yorum sahipleri bir geçiş döneminin izlerini taşıyor izlenimi vermektedirler,yönetenler ezilen kitleleri ayartarak, halkları birbirine düşmanlaştırmak, asıl toplumsal sorundan dikkatleri uzaklaştırmak için bu tür sürtüşmeleri özellikle yaratıyorlar,zaten görmememiz üzerine kurulu bir eğitim sistemide mevcut,bu iki devletin it dalaşı iki halkın güzel insanlarını ilgilendirmez,onlar sarı gelin türküsünü birlikte kol kola söyleyebilrler..sorun bir kapitalizm sorunudur,kimse kabul etmek istemesede böyledir.

Abi dedi ki...

"söyledim" diyen sayın isimsiz.. nereden gelip nereye gidiyorsunuz?
:)
bir tanıtsanız kendinizi diyorum ben..

Adsız dedi ki...

sevgili abi yukardaki yorumlarda sana teşekkür ederin isimsiz ile en aşağıdaki isimsiz aynı kişidir;nerden gelip nereye gittiğini sorduğunuz isimsiz ipicu versende tanıyayım dediğiniz kişi değil zira yukarda nereden gelip nereye gittiğini benimde pek anlamadığım ve yazdığı saçma-sapan yorumada güldüğüm biridir..bir ipucu kısmına gelince sanırım beni yanlış anladınız ben yapmış olduğum yorumu sizi zeki biri olduğunuza inandığım için anladığınızı umduğumu söyledim aslında:)kaldıki yazılarınızı zevkle okuyorum.sevgiler...

Abi dedi ki...

sayın isimsiz..
öyle karıştıki bu isimsiz olayı.. ben oldum akılsız..
bi isim vermeseniz bile, bi nikti mikti bişey kullansanız o zaman daha rahat anliciiz valla.
anladınız dediğiniz şeyi şimdi anladım mesela.. anlamamışım.. ama anlamış zannetmişim.. yani sizin kim olduğunuzu anlamamış olduğumu anlamışım ama yanlış anlamışım..
neyse..
anladım..
yine de bir rica.. takma da olsa bi isim belirleyin..
güzel sözlerinize ve düşüncelerinize teşekkürler..
sevgiyle..

Türkekırgın dedi ki...

Sayın isimsiz,

Ülkelerin dış ilişkileri hiçbir ideoloji üzerinden yürütülmez(ne liberalizm, ne faşizm, ne kapitalizm ne de sosyalizm). Bunlar ütopik fikirlerdir. Bu fikirlerin uygulamaları, örneğin Sovyet Rusya döneminde olduğu gibi, halkların kardeşliğini değil, Rusların uydu rejimler ve halklar üzerinde despotizmini getirmiştir. Sovyet Rusya'nın dış ilişkilerini de Sovyet entellektüel zümresi yönetmiştir. Aynı şey Amerika'nın uyduları içinde geçerlidir. Son sosyalist ülkelerden Küba ve Kuzey Kore'de de dış işleri ulusal çıkarlar hesabı üzerinden yürütülür. Bu çıkarları yöneten zümre, elit ve entellektüel zümredir. İşçi sınıfı değildir. İşçi sınıfının bu türden faaliyetlere ne harcayacak zamanı ne de fikir yürütecek kapasitesi vardır. İşçi sınıfı kapital ile mücadelesini, verdiği emeğin karşılığını, yarattığı katma değerin karşılığını işvereninden alma mücadelesi üzerinden verir. Bu halktır.

Uluslararası ilişkilerde ise demokrasi ve insan unsuru yoktur. Ulusal çıkar ve devletin sürekliliği ilkeleri vardır. Devletiniz hangi ideolojiyi benimserse benimsesin bu kural değişmeyecektir.

Türkekırgın dedi ki...

Daha doğrusu hangi ideolojiye yakın durduğunu iddia ederse etsin, bu kural değişmeyecektir. Sorun kapitalizm sorunu değildir. Ermenistan bir tarım toplumudur. Sınıf bilinci gelişmemiştir. Türkiye'de sanayileşmesini tamamlayamamış bir ülkedir. Türkiye'de kitlelere mal olmuş bir işçi sınıfı yoktur. Sizin söyleminize göre bu iki ülke arasında var olan ortak ezgili türküler sınıf bilinci, vatandaşlık bilinci gelişmemiş iki cemaat ağasının yakınlaşması olabilir ki, bu halkların kardeşliği değil, sürülerin çoban kavalları üzerinden kaynaşmasıdır.

Adsız dedi ki...

son yaptığınız tahliller tamamiyle iktisadidir ve sorunun sınıfsal olduğunu aslında siz söylüyorsunuz:)

Adsız dedi ki...

"iki cemaat ağasının yakınlaşması olabilir ki, bu halkların kardeşliği değil, sürülerin çoban kavalları üzerinden kaynaşmasıdır."

siz bu iki tarafta nerdesiniz?

Adsız dedi ki...

unutmadan ekliyeyim modern anlamda devlet ilk kez 18. yüzyılda siyasi faaliyetin odak noktası olarak doğmuştur,bunun sebepleri arasında büyük merkezi devletlerin ortaya çıkması ile feodal yapılar ve diğer mahalli sadakat odaklarının ortadan kalkmaya başlaması vardı. görülmeye başlandı.

sizin savunduğunuz şeyler hem bir ideoloji hemde bir davranış biçimi olarak görülebilir;ayrıca savunduğunuz tarz milliyetçilik herzaman ırkçılık ile iç içe olmaya eğilimlidir.Burada uzun uzadıya modernleşme ve bu iki devletin kapitalizm serüvenine girmek istemiyorum,

"Uluslararası ilişkilerde ise demokrasi ve insan unsuru yoktur. Ulusal çıkar ve devletin sürekliliği ilkeleri vardır. Devletiniz hangi ideolojiyi benimserse benimsesin bu kural değişmeyecektir."
evet burda söylediklerinize gelince:
bu tür teoriler oluşan modern uluslararası sistemi betimlemek ve açıklamak çabası bunun tek yol ve kaçınılmaz son olduğunu betimlemek için vardır...ortada bir güç çatışması vardır,yinede klasik bir devlet merkezli yaklaşım terkedilmez ve ancak sizin gibi duruma çanak tutanlar libarel efendilerinin yada sizin tabirinizle çobanlarının çaldığı çanın peşinden gider...