Pazar, Eylül 02, 2007

KARiNA DiSCOTHEQUE (tanıtım)


Eşref amca ve Ateş abi'ydi sâhipleri...)

Eşref amca dalyan balıkçılığı işi ile uğraşıyordu. O dönemlerde İzmir Körfezinde akıntıyı önlediği iddîa edilen iki dalyan vardı. Bunlardan biri Ragıppaşa veya Raufpaşa dalyanı diye bilinirdi. Aydın Kaymak işletirdi. Diğeri ise Karina Dalyanıydı ve Eşref Amca'ya aitti. O'nun kim aklını çelip, o yaştan sonra "Diskoculuk" işine soktuysa, en azından disko'nun isminin Karina olmasında bastırmıştı, diye tahmin ediyorum.

Ateş abi ise yaşça Eşref amcadan çok gençti. Karşıyaka basket takımının menejerlik dâhil her tür işi ile uğraşırdı.. Sakalları ve uzunca saçları vardı. Lüle saçlarının uçları ile oynamaya başladığında, daha doğrusu parmaklarına dolamaya başladığında Ateş abi'nin sinirlenmeye başladığını anlardı, O'nu tanıyan herkes.

Espresso'nun bahsettiği gibi, denizin üzerinde bir beton yoldan girilen, yapı itibârı ile köşeli ama yuvarlak, pentagon misâli, girildiği anda kendine has bir sigara, içki ve halı kokusu karışımı ile sizi vestiyerinde karşılayan, bu vestiyerde çoğunlukla iri kıyım Ömer'in durduğu, elinden hiç bırakmadığı anahtarlığı ile, dönemin dans figürlerini uygulayarak dansettiği bir mekâna varırdınız.

Eski Altay kulübü derlerdi. Ben o zamanlarını hatırlamıyorum doğrusu..

İçeri girdiğinizde, sol tarafınızdan başlayan duvarın kenarında plastik kaplamalı uzun beyaz-gri yastıklı oturacak yerler, karşılarında ufak masalar ve onların çevresinde de yuvarlak beyaz-gri tabureler vardı. Taburelerin yastıkları bordoydu. Halılarla aynı renkteydiler. Bu duvarın ilk bittiği yer, Karina Disko'nun bahçesine (ya da deniz üzerindeki bölümüne demek daha doğru olur.) ilk çıkıştı. Buradan sonra bize ait olan yer vardı ki, (adına Disc denirdi Ve arkadaşlarımızın kız ya da erkek girmesi yasak olan yüksek camlı bölüm..) bu da dairenin bir noktasını vestiyer/giriş kapısı olarak alıp, oradan merkeze değen bir çizgi çektiğinizde tam karşıya denk geliyordu. Daha sonra deniz tarafına bir çıkış daha ve sonra yine oturulacak yerler, sonra yuvarlak bar, sonra yine oturma grupları ve nihâyetinde tuvaletler vardı. Tuvaletler ve vestiyer arasında kalan bölümde yine çok sayıda oturma grubu vardı. Ve tahmin edeceğiniz gibi bütün bunların ortasında kalan koca bölüm ise yerleri parke tipi bir tahtayla bezenmiş dans pisti idi.

İşte ben bu mekânda iki sene, yaz-kış matine-suare müzik yaptım.

Ve anladığım kadarı ile Espresso'da hemen aynı dönemlerde belki de ve çok mümkün ki, benim çaldığım müziklerle başını sevdiği çocuğun omuzuna dayamış, dansetmişti..

Gerçekten dünya ufak..:))


Karina'da olan bir kaç gırgır olayı bir dahaki yazıda anlatayım..

Sıkmayayım dostları..

(Niyazi, Salih, Metol, Mazhar, Derya, Tunç vs.vs. vs.. Ulen ne günlerdi bee..)


16 yorum:

Espresso dedi ki...

c-box'a laf yetiştirirken içimden refresh yapmak geldi birden. Anaa!! ii ki, yapmışım:::))) Bu arada henüz yazını inan okumadım Abi, ilk kez (her halde bu tüm bloglarda da ilk kez oluyordur, yazı okunmadan yorum yapılması) Karina başlığını ve fotonu görünce, okumadan sana şunu diesim geldi;
Abi zaten hep ortadasın ama, "seni gün yüzüne çıkardım aniden" diyesim geldi işte..
Şimdi yorumu yollayıp, Karina'yı okuyacağım, görüşürüz..:)

KUGUU dedi ki...

SARKIYA BAKKKKKKKKKK :)
ABI sahiden bazen senin blog jukebox (izninle Rehavet:) bu tanim senin, biliyorum!) oluyor ve yazinin onune geciyor:))) Ama hep guzel.

Resim de super, ama simdiki haliyle degismemis, sadece negatif yer degistirmis kismen:) beyaz:)

Espresso dedi ki...

Hey gidi Karina heyy..:) Abi satır satır anlatmışsın mekanı gerçekten, ama ben tabii ki, bu kadar detayı bilemiyorum. En azından hep loş ortam olduğundan, masaların, taburelerin, yastıkların renkleri benim için hep beyaz ve siyahtı:) Renkler ise; müziklerde, arkadaşlarda ve bendeydi::))
Altay Lokali olduğunu, Ateş'i ve kıvırcık saçlarıyla oynamasını, mor ışıktan beyaz giyilmemesi gerektiğini, ahşap vestiyeri, Disc'i, camekanı çok ii hatırlıyorum ama hatırladığım bir şey daha var. O zamanlarda biz DJ demezdik size. Genellikle de hepiniz yakışıklı olurdunuz, ya da mesleki karizma diyelim:)) ve "diskjokey" vardı dilimizde::))) kızlar birbirine "kızııım diskjokeyi gördün müüüüü???" derdi..:))
Ve pist, slow çalmadığınızda spotlardan en nasibini alan, yerlerinin parke olduğunu asla farketmediğim o pistte çoook tepindim.. Sevdiğim çocuğa gelince, O'nunla Karina'da hiç dans edemedim ne yazıkki. Çünkü o dönemlerde kocamla henüz tanışmamıştım..
Gerçekten dünya ufak.. ve gerçekten "ulen ne günlerdi bee.."

gamze dedi ki...

anam anam anam demek geldi içimden yahu bu kadar da olamaz...abi sen neymişsin ya elinden her iş gelmiş valla:)

gamze dedi ki...

bu arada abi espressonun dediği gibi diskjokeyler yakışıklı oluyomuş cidden şekil a-1:)

berceste dedi ki...

yok yok kızmıyom abi :)
ayıreyetten mâişallah el-Gamze'tü'l yorum-u denden-ü şekl-i a-1 fisebilillah :)

Abi dedi ki...

:::::::::::::::))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))..
bak bu akşamda siz uçurdunuz yani burayı..
fisebilillah..ne demek yaww..)))

gamze dedi ki...

Türkçe meali;
karşılık beklemeden demek istiyo berceste:D
benim yoruma aynen katılıyomuş bi de:):)

CHAKOTAY dedi ki...

Hakket! Ulen ne günlerdi bee...
Hala gülüyorum,gündüzleri diskoya gittigime...
Kömür, foto Koza dan. Oradanda girgir hikayeler cikar. Mesela Return2 nin idda icin kaleye gecmesi,Arjantinleri kazanmasi gibi. Soona bol köpük...
Öptüm.

berceste dedi ki...

ilk girişim saat 01 sularında olmuş..
ve tabi yine "ses"siz sedasız girmişim demek ki..
şuan saat 2 buçuğa geliyor..karina'yı dinliyorum..
seni düşünüyorum..
espressy'yi düşünüyorum..
ayrı ayrı dünyalarda ama aynı mekânda yaşadıklarınızı..
hüzünlendim be abi..
belki sizin için hoş bir tesadüf oldu bu..eskileri yâd ederek keyiflendiniz..
belki hüzünlendiğim kadar,özendim de size..
belki sizin yaşlarınızda olmayı bile istedim şuan..
çünkü yaşamadığım/ız yılların tahayyülü zor gerçekten..
sanırım bu yazıyı okuyan,ve parçayı dinleyen herkes hemen hemen benimle aynı şeyleri hissedecek..
ellerinize,yüreğinize,anılarınıza sağlık sevgili espresso ve sevgili abi..

su kabağı dedi ki...

En büyük aşkımı bırakmışım sanki oralarda.. Yaşadığım en güzel, en bulutların üstünde olduğum günlerimmiş sanki.. Neden ben de özlüyorum siz eskilerden her bahsettiğinizde.. Neden geçmişe dönesim geliyor hiç yaşamadığım halde? Sanki gençliğimi orda yaşamışım da, şimdi 50'yi sürüyorum...??
Yaşanılasıymışsınız..
Ondan herhalde... :)

return2 dedi ki...

Daha ne kadar devam edeceksin bu eskilere? Sonra "birgun return2 h...e'yle gelmisti, kung fu dancing calarken piste cikmisti" diye hikayeleri anlatmaya baslamayacaksin umarim.. :))

Espresso dedi ki...

Yapmayın kızlar!! Aceleniz ne? Ayrıca hoş tesadüfler hayatın her evresinde var..
Bir de, hissettiğiniz hüznü ne kadar güzel aktarmışsınız bize..
"Yaşanılasıymışsınız" bunu da çok sevdim. Demekki biz de birşeyleri güzel aktarmışız size..

Sevgili Return2, (iyi mi, kötü mü bilmiyorum ama) günün birinde return3 olarak karşımıza gelirsen, şu anki senle ilgili hiçbir şeyi iptal etmeyeceğiz.. Bu da demek oluyor ki, lütfen eskiler arada devam etsin ve biz de senin kung fu fighting dancing'ini:)))) Abi'den dinleyelim.
Feci umuyorum..::))

Espresso dedi ki...

Düşündüm, düşündüm ve büyüdüm.. fill in the blanks..
AND'mı??::)))
Biliyorsunuz en sevdiğim oyunlardan biri bu:)

berceste dedi ki...

ya ben..
arada bazı şeyleri anlayamıyorum ara'nızda geçen..hatta ne arası ! düz ara diyelim:)
özellikle de ecnebî lisanı ile yazılmış olanları ?? kungfu'lu dans da neyin nesi ?

espresso nerden çıktı bu cenâze ,AND ne ? ölen kim ?

berceste dedi ki...

abi'cim insaf valla :)
ne zaman ben yorum yapmaya geliyorum,benden bir önceki yorumlar peşpeşe yayına giriyor tam benimkine sıra geliyor sen cuuuuup havuza atlıyorsun ya hû :)

gene sabahı bekleyeceğiz anlaşılan..
bari canım sıkılmasın şu vinampa bir dokunayım da başlasın seferat; "sabahlara dayanamam osman aga" :))