Salı, Eylül 11, 2007

Bir gidişin düşündürdükleri..

Dün gece, balkonda Gökçe'nin gidişini düşünürken aklıma gelenler bunlar..
Sadece O'nunla ilgili de değil.. Ölümle ilgili.. Hattâ sürpriz ölümlerle ilgili diyelim..

Ummadığınız bir anda sevdiğiniz birinin ânî ölümünü düşünün..

Sabah nasıl ayrıldığınızı..
En son ne konuştuğunuzu..
En son kavganızı, son sevişmenizi..
Aranızda söze dökülmüş ya da dökülmemiş kırgınlıkları..

Bir insan insanın, bunları düşünmemesi olası değil, di mi?
Kızın, oğlun, kocan, karın, ablan, ağabeyin, kardeşin, baban, annen, arkadaşın..
Belki akşama göremeyeceksin..
Kırgınlık, kin, küskünlük, bu tip şeylerin uzaması ne acı oluyor değil mi, bir taraf ânîden öldüğü zaman?
Belli yaşlara ve eğitime ulaşmış olan ya da kısacası olgunlaşmış olduğunu varsaydığımız insanların bu tip şeyleri devam ettirmemesi gerekmiyor mu?

Ama eğer ettiriyorlar ise;
sadece bir kaç soru kalıyor..

Bu durumu anlayacak olgunlukta mı değiller?
Ânî kayıpları çokta önemsemiyorlar.. Anlıyorlar, biliyorlar ama "Na'apalım, giderse gider." mi diyorlar?
Güncel sorunları, istekleri ve bağlı kırgınlıkları, insan sevgisi ve insan olma olgusunun üzerinde mi tutuyorlar?


Var mı başka bir olasılık?

Birbirlerini içten içe bile olsa seven ama kavga ettikten sonra bir zamanlığına ayrı ayrı seyyahate çıkmış bir çiftten birinin küt diye ölümü ne düşündürür sizlere?

Kardeşiyle küs olan birisinin, küstüğü kardeşinin ânîden yok olması..


Ben, geç kalınmaması, kırgınlıkların bitirilmesi, analarımıza, babalarımıza, kızlarımıza, oğullarımıza, kardeşlerimize yarın ölecekmişiz gibi sarılınması taraftârıyım.

Yoksa, geriye pişmanlık kalıyor..
Sâdece..
Pişmanlık.

7 yorum:

hepomutsuzçocuk dedi ki...

Yine zor sorularından birini sormuşsun Abi.Aslında senin cevabın sende net,öyle anlaşılıyor da,kendimize sordurtuyosun bu zor soruyu.Ben kendi adıma bu kadar net olamıyorum uygulamada,tüm söylediklerine sonuna kadar katılsam da.(hoş blogdaki en zor soru losttaki o kel adamdı,bu bile ondan kolay geldi bana:)
Yine de zaten karışık kafamız Abi ya,bi de sen karıştırıp durma böyle zor sorularla.

berceste dedi ki...

"âni ölümden sana sığınırım yârab" diyen bir peygamber gerçeği..

demek ki hasar,çok büyük oluyor abi..

başın sağolsun..
düşündürttüklerin için de sağol.
öyle unutuyoruz ki çok şeyleri,hatta çok önemli şeyleri..adem'e büründüğünde seni karşılayacak tek şeyin "pişmanlık" olacağını bilmek ne acı değil mi!.

gülçin dedi ki...

abi bak mail kutuma ne düştü bu sabah, hem de isviçre'den. anlaştınız mı diycem ama...

Around the corner I have a friend, In this great city that has no end,
Yet the days go by and weeks rush on,
And before I know it, a year is gone.
And I never see my old friends face, For life is a swift and terrible race,
He knows I like him just as well, As in the days when I rang his bell.
And he rang mine but we were younger then, And now we are busy, tired men.
Tired of playing a foolish game, Tired of trying to make a name.
'Tomorrow' I say! 'I will call on Jim Just to show that I'm thinking of him.'
But tomorrow comes and tomorrow goes, And distance between us grows and grows.
Around the corner, yet miles away, 'Here's a telegram sir,' 'Jim died today.'
And that's what we get and deserve in the end. Around the corner, a vanished friend.
Remember to always say what you mean. If you love someone, tell them.

Don't be afraid to express yourself. Reach out and tell someone what they mean to you.
Because when you decide that it is the right time it might be too late.

And most importantly, stay close to your friends and family, for they have helped make you the person that you are today.

sevgiler.

Espresso dedi ki...

İzliyorum, okuyorum ve de çokça düşünüyorum Pazar'dan beri..
İçim fırtına, yüreğim fırtına, başım fırtına. Savurup duruyor beni oradan oraya. Savrulmalarım, çoğunuza eş, ve belki de daha fazla (insan hep kendi acısını daha hisseder ya.. Çuvaldızı arayıp bulana kadar, iğnenin acısı bi türlü geçmez ya..)
P.tesi Y.A. gazetesinde, aramaya hacet kalmadan gördüm Gökçe'yi.. Kardeşini.. Ona nasıl sarıldığını.. Kardeşinin O'nun omuzunda nasıl güveni yaşadığını, Gözlerindeki sevgiyi.. ışığı..
Sonra iç sayfada vefat ilanları vardı, isimlere baktım, ebeveyn soyadları farklıydı. Asla kendimi, yerlerine koyarak düşünmek istemedim acılarını.. Hani hep derler ya "ateş düştüğü yeri yakar" Bu, çok doğru. Ancak, her ne sebeple kendilerine farklı yollar çizdilerse de, geride kalan evlatları için o ayrı yollarda, artık iki kat çaba sarf etmeleri gerektiğini düşünüyorum.. Anca, tahmin edebileceğimiz perişanlıkları, nasıl toparlanır bilemiyorum ama Tanrı hepsine kuvvet versin..

Böylesi gidişin düşündürdükleri;
Abi, yazdığın çoğu şeyde doğrusun ama çok yaşlı, çok hasta olmadığı takdirde, zannediyor muyuz ki, insan birinin ölümüne kendini hazırlayabiliyor?!?
İnsanoğlu öyle bencil ki, ölümde bile, farkında olmadan kendini düşünerek isyan ediyor..
"Ben şimdi sensiz n'aparım, gitti evimin direği, bi daha ona dokunamıyacağım, onu koklayamayacağım..." gibi.

Sevmekse, salt sevdiğin için olmamalı mı?

"Bir daha gülemeyecek, kardeşine sarılamayacak, anasını koklayamayacak, babasıyla balığa çıkamayacak, sevgilisiyle öpüşemeyecek.." Hiçbirini, hiçbirini yapamayacak. Yok. Bitti.

Pişmanlıklarımızdan yeterli dersi alabiliyor muyuz?
Net, evet'e, nedense ben tam inanmıyorum. Brüt dersek daha mı gerçekçi oluruz acaba?!

Evet Abi, dediğin gibi geriye pişmanlık kalmaması için, yazdıklarını yapmalı..
Hayatı es geçmemeli, her anın değerini bilerek, sadece kendimiz odaklı değil, sevdiklerimizi, değer verdiklerimizi de dahil ederek, yaşamak için çaba sarfetmeliyiz.

konusamam dedi ki...

Sevgili abi,
yazdıkların yüreğimdeki eski bi yarayı sızlattı şimdi.
A.D.'ye: Son kez görme fırsatı varken, nasılsa başka bi zaman yine görüşürüz deyip ertelediğim ve telefonunun diğer ucundaki sesi bi daha hayatımın sonuna kadar duyamayacağımı bilmeden, her telefon sonunda olduğu gibi "görüşürüz" dediğim, aramamasının nedenini telefon değişikliğime bağladığım ve üç ay sonra ucuz bi gazete ilanıyla artık bir daha hiç ama hiç göremeyeceğimi öğrendiğim, bilirim "her ölüm erken ölümdür" ama daha 24 yaşında kaybettiğim ve hep 24 yaşında kalacak olan arkadaşım A.D. bilemedim böyle olacağını, bilemedim bi daha görüşmemizin mümkün olmayacağını, çok gençtik, ikimizde hayata tutunma telaşındaydık, daha çok yıllar vardı görüşeceğimiz, bilemedim işte affet beni.

Abi dedi ki...

hepinize çok çok içten teşekkür..

Adsız dedi ki...

dicek bieşy bulamıyorum allah annesine,babasına,kardeşine ve tüm sevenlerine bize sabırlar versinn mekanın cennet olsun kardeşimmm seni unutmucaz