Perşembe, Haziran 28, 2007

SUYUN ÖTESİNE..

Günlerden bugün, bir bloger dostumuzun canı çok sıkılmış, efkarlanmış, daralmış ve darklaşmış.. Çoğunuzun belkide bildiği bu alıntıyı onun bloğuna koyacaktım ama burada sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Evinden başını çıkarsın biraz havası değişsin diye. Tebdil-i mekanda ferahlık varmış..:)


Gözlerimi kaçırmadım..

Dün yine dilimde şarkılar çıktım evden. Hava kapalıymış, soğukmuş, gamsızca.. İçimde bir lunapark, karınca yuvalarına basmamaya özen göstererek geçtim toprakyoldan. Şarkımın makamı değişti, az daha göbek atacaktım. Derin derin çektim içime havanın kokusunu, şöööyle bir gerindim. Bir parka girdim sonra, mutlu mutlu yürüdüm gülümseyerek. İlerde, bir bankın üstünde kendimi gördüm, oturmuş düşünceli düşünceli sigara içiyordum. Yanıma yaklaştım..
- "Oturabilir miyim?" dedim. Bana hiç bakmadan başını salladı.
- "Ne düşünüyorsun?" diye sordum.
- "Karışık, sen anlamazsın" dedi önüne bakarak.
Sonra sigarasından sıkı bir nefes çekip, çok karışık.. diye dumanları savurdu ağzından.
- "Her zaman bir çözüm yolu vardır?" dedim.
- "Ukala" dedi "Hayatım boyunca hiç derin düşündün mü sen? Hiç korktun mu? Tasalandın mı? Riskleri hesap edip planlar kurdun mu? Senin için hava hoş. Dilinde şarkılar, deli başında bahar, vur patlasın çal oynasın. Nasıl böyle iyimser olabiliyorsun..??"
- "İşim bu?" dedim.
İlk kez dönüp baktı yüzüme, gözlerimin taa içine. Ne mutlu, gözlerimi kaçırmadım kendimden.
- "Yaşam nedir sence?" dedi.
- "Şu andır işte" dedim. Yani nasıl diyeyim, sur dibinde kıvırcık, kuş dilinde pütürcük, yaz gününde bürümcük. Evet evet, tam olarak budur yaşam!
- "Bu kadar basit öyle mi?" dedi.
- "Öyle" dedim.
- "Peki benim de senin gibi olmamı ister misin??" diye sordu.
- "Sakın haa!? diye bağırmışım. Sen benim gibi olursan, nerede durmamız gerektiğini kim söyleyecek bize, kim riskleri hesap edip plan kuracak? Kim korkacak, kim kızacak, kim derin düşünecek ve kim ağlayacak insan gibi? Senin de işin, bu!
- "Demek ömür boyu ben böyle kalacağım, sense gülüp eğleneceksin?" dedi.
- "Üzülme" dedim, Ben hep yanında olacağım. Sen kederlendiğinde sırtına vurup, hadii boş ver, sur dibinde kıvırcık, kuş dilinde pütürcük, yaz gününde bürümcüktür yaşamak? diyeceğim. En çaresiz anında omzunda omzumu bulacaksın. Ve sen, sen sevgili ben, ben hiçbir şeyden habersiz lay lay lom düşerken hatalara, uçurumların kenarında kaygısızca seksek oynarken, yetişip tutacaksın kolumdan.
O ilk kez tebessüm etti ve ilk kez gözlerim doldu benim. Sarıldım boynuma.
- İyi ki varsın.. dedi. Ellerimle ellerimi tuttu sıkıca.
- İyi ki varsın.. dedim. Ve işte böylece barıştım kendimle. Kalkıp hoplaya zıplaya yoluma gitmeden önce yüzüne baktım, gözlerinin taa içine. Ne mutlu gözlerimi kaçırmadım kendimden.

5 yorum:

su kabağı dedi ki...

Espresso çok güzel bi yazı seçmişsin.. İnsanın kendisiyle barışık olması aynen böyle bişey işte.. Keşke her kendimize küstüğümüzde, karşımıza bi anda puff diye çıkıp bu yazıyı hatırlatsan.. İnsanı bi anda sevinç, huzur, güven, umut, neşe küpü yapıveriyooo.. yuppii :D

berceste dedi ki...

ne söyleyeceğimi bilemedim..

ve...
gerçekten bilemedim şimdi espresso.
bazı şeyleri farkettirdiğin için..
x için, y için ismindeki s için..
teşekkür..hem de çok.!
hem ben hiç duymamıştım,okumamıştım daha önce...

bir yılgınlık var her şeyden, hele bugün..ağlamaklı hal içrey/d/im..
sebep de yok aslında.kötü olan da bu ya..

karışığım..
ağlayamamak..doya doya ağlayamamak güçlü olmak/görünmek/ zorunda olmak,anne olmak..
daha doğru ifadeyle "anne" olamamak.
ağlayacak mekan bulamamak..
içe akıtılanların dıştakilerden daha fazla olduğunu bile bile..

biliyorum diyeceksin ki;
benim derdim senin derdini döver.
susmalı şimdi..
sadece susmalı..
(galiba)



//// karmakarışık oldu affet :( ///

su kabağı dedi ki...

dertler birbirlerini dövemezler bence..
adları üstünde : dert
herkesinki kendine kocamann..
o yüzden tam tersi,SUSMAMALI..
anlatmalı, konuşmalı, ağlamalı...
en iyi şekilde nasıl çözebilirim, çözemezsem de nasıl atlatabilirimi düşünmeli..
biz burdayız :)
uzak olsakta yakınız.. :)

berceste dedi ki...

uzakları yakın eden'lere...

kıymetli espresso, sevgili sukabağı her ikinize de binler teşekkür !

....

Espresso dedi ki...

Sebepsiz sonuç yok Bercy.. Bazen yerinde, bazen de yersiz yere sırtlandıklarımız, ya da istemeden bize yüklenilenler.
Sonuç, Birikimler..
Her yükü, her gün aynı kaldırma kuvvetiyle kaldıramıyoruz. Hava sıcaksa buhran varsa, hava soğuksa adaleler kasılmışsa, mevsim baharsa enerji taşıyorsa, hep farklı taşıyoruz ağırlıklarımızı. Ama taşıyoruz işte sonuçta.. Marketten 7-8 tobayla dönmedin mi hiç, evde tek başına ağır bi saksı ya da koli kaldırmadın mı? peki sonrasında hiç mi belin ağrımadı, kolun et kesmedi? Nasıl geçtiğini bile fark etmedin sonra da değil mi? Zaman.. sadece birazcık zaman.. hani bizim seni rahat bırakmadığımız zaman..:)
Gülme konusunda doktora, ağlama konusunda da en ücra köşelerde özel staj yaptım gizli gizli:) Eğitimimi parkta rastladığım, bankta oturan önemli birinden almıştım vakti zamanında.. M.Ö.de küçücüğümle ilgili bi ders vermişti bi doktor amca. "Söyle bana, hangi anne çocuğunun kötülüğünü ister? ne yapıyorsan onun için yapmaya çalışıyorsun, tabii ki arada hataların olacak, bir sen misin hep doğruyu yapamayan" demişti.. Çok basit ama duymam gereken, kendime güvenimi tekrar kazandıran cümlelerdi..
Zaman su gibi aktı, yıllar geçti. Kızımla ve onunla olan ilişkimle gurur duyuyorum.
Önce bi suberjin al az suyla:)) sonra sal kendini gitsin şu ara, bir tek ona sevgini hissettir ve hep dokun..

Neşeli Su Kabağı, meraba:))
Senin yuppii beni de acüüp neşe kübü yaptı:)) Övgüne de çok teşekkürler.. Sen ne zaman istersen kabağın burnunu ovala, ben puff diye dumanlar içinde gelirim oraya:))
"Dertler birbirlerini dövemezler" Çok sevdim bu cümleni.. Ve dediğin doğru. Mutlaka konuşmalı, anlatmalı ve çözmeye çalışmalı..
Kolay yaşamı seçmek değil güzel olan, yaşamı zorluklar olduğunda kolaylaştırmaya çabalayarak dik durabilmek değerli..