Cumartesi, Eylül 23, 2006

-pioneer-

Bi çocuk var, çok içli, çok düzgün, güzel düşünen, çok sevdiğim…Aslında ailelerimiz sayesinde tanışmışız bebekken..Onlar sessiz film falan oynarken bizde kendi kendimizce oyunlar türetmişiz çocuk aklımızla..
Bu çocuk askerde şu an…Annesine bi mektup yollamış..Annesi de açtı telefon,okudu baştan sona bu mektubu annemle bana…
Paylaşasım geldi..

“29.07.2006”
“İnsanların beni rafa kaldırdığını düşünmek sıkıyor canımı.. ve ardından ister istemez acaba diyor insan, acaba benim raf ömrüm ne kadar? Ne zaman oradan çıkarılıp atılırım? Evet, uzakta olmanın kaderi bu olsa gerek. Sadece bir umut çarpmasını sağlıyor yüreğimin.. Sevenler diyorum.. Sevenler seni hiç rafa kaldırmaz ki..

Askerlik son hızıyla beni sıkmaya devam etse de monotonluğun getirdiği alışılmışlık duygusu ite kaka devam etmemi sağlıyor. Öğrendiklerimi koynumda saklamaya ve bu yoz ortamda o yakaladığım değerleri kaybetmemeye çalışıyorum. Çünkü bu edinimler sivil hayattaki el fenerim. Bu yaşanan sıkıntılar boşuna olmamalı. Sivil hayata döndüğümde karşıma çıkan sorunları ancak burada geçirdiğim günlerle kıyaslayıp, çözümler üretebilirim.

Değerini anlamakta bazen zorlandığım ve belki de farkında olmadığım, içimde varolan ve geçmişten kalma kırıntılarla yüzleşmek, onları süpürüp bir kenara atmak ve asıl içimde olanları ortaya çıkarmak…İşte benim için askerlik bu…

Şu anda yakınımda olmayan ama yüreğinde bana yer açan, beni düşünüp “acaba nasıldır?” diyen kaç kişi vardır? İşte asıl olan onları bulup, onlar için varolmak ve bundan sonraki hayatımda o insanları yanımda tutmak için çaba sarfetmek.. benim ilk hedefim bu.. Ne kadar az yalnız kalabilirsem kalayım. Yalnız kalabildiğim ve kendimi dinleyebildiğim o muhteşem anlarda çıkarabildiğim sonuçlar ve önüme hayata dair koyabildiğim hedefler bunlar..

Bunca yolu gelmek, bu kıyafetler, bu gördüklerim.. Onca geçen zamanı da eklersek benden çok şeyler aldı. Ama inanıyorum ki aldığından daha fazlasını da kattı.
Buranın bir demirbaşı olma hissi kaplasa da içimi, her defa diyorum ki dönüş günü gelecek.

Yılmaz Erdoğan’ın da dediği gibi “ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk yolunu koşacağım, çünkü sonunda annem olucam, babam kokucam sonunda..”

Ne olursa olsun unutmayın
“Bir gün gelecek,bir gün kalacak.”
Sizleri çok SEVİYORUM”

Yaşadığın her andan bir şey çıkarmak, düşünmek, yorumlamak ve sonuca varmak..
Hepimizin yapması gerekmiyor mu sizce de??
Hep kabak, hep kabak, bi yere kadar... :)

3 yorum:

Abi dedi ki...

where is Pioneer now?

su kabağı dedi ki...

he is in the army now..

su kabağı dedi ki...

beckhen's memleket