Cumartesi, Ekim 28, 2006

Yarasın Tosunuma..

Mangalda Kalamar

Şimdi abisi.. Kalamarlar alınıp, güzelce temizlenip yıkandıktan sonra, halka halka doğranır..


Sonra şişlere geçirilir. Sos hazırlanır.. sos dediğim, çok basit.. Yağ, pul biber ve sarmısak.. Yağ ve Pul biber el ölçüsü.. Sarmısak, kalamar başına bir diş..



Sonra, efendime sööleyim, bu sos bir fırça yardımıyla şişlere önlü arkalı güzelce yedirilir.. Bu işler Mangal yanmadan en az 3-5 saat önce bitmelidir..

Posted by Picasa

En sonunda mangala atmadan önce, hafifçe un serpilir bu zımbırtıların üzerine..

Sonra, Akşam arkadaşlarınızla oturur, afiyetle yersiniz.. Çok ta çabuk biter.. Halbuki ortalama bir kalamardan onbeş dilim çıktığını varsayarsak, ve mesela akşam sekiz kişiyseniz, 120 dilim kalamarı şişe takacaksınız demektir.. E, halkayı çift taraflı deleceğinize göre 240 adet delik delme işlemi yaparsınız ki, tüketim süresi bu işlemin yanında göz açıp kapamak gibi gelir yapan adama..

Olsun, sevdiğin dostlarla süt içmek için değer bunlara..

Hadi afiyet olssssuuunn..

Cuma, Ekim 27, 2006

Avanta-Lavanta

Memleketimden Ayı Manzaraları

Sabahları yolumu 3-5 yüz metre uzatarak, İkea'da kahvaltı edebiliyorum. Kimseler olmuyor.. Alışveriş merkezlerine böyle anlarda bayılırım ben. Bir kaç kişi..O kadar. Geride çalan güzel bir müzik.. Kahve ve ekmek kokusu..
Şimdi bunlar bir promosyon yaptılar abicim, sabah saat 10'a kadar sınırsız kahve, çay ve içecekler bedava.. Çorba da 1 ytl..
Yani eğer 09,55 civarı orada olabilirsen, çorbanı ve kahveni içip, 1 ytl.ye çıkabilirsin..
Geçen gün yan masada iki delikanlı oturuyor.. Bir tanesi tam ciks ama.. Bööle çene sakal, Dartanyan bıyık filan..Şekil tamamdır yani..
Diğeri O'nun kadar şekilli değil.. Dikkat çekmeyen bi tip..
Ciks arkadaş, diğerine kahveyi çok sevdiğini anlatıyordu.. "Bir kahve makinası alacam evime.." dedi.
"Şööle elden düşme de olsa, iyi bir şey olmalı..Uyanık ol sende..Hani bir yerde rastlarsın filan.."
Sonra etrafına bakınıp, bir kaşını kaldırarak devam etti.."Karşına nerede ne çıkacağı belli olmaz.."

Bi müddet sessizlik..Diğeri hiç konuşmuyor ama..
Ciks: "Yalnız bu avanta kahvenin bi kötü tarafı var.. Beşinciden sonra çarpıntı yapıyo.."

Biraz önce söölediğinde haklı çıkmıştı adam..Sabah sabah İkea'da insanın önüne aniden bi ayı çıkabiliyodu işte..
Bir kaç gün sonrasında kasadaki bir arkadaşla bu promosyonu konuşurken, ben kısaca anlatıverdim bu hikayeyi.."İnsanlar üçer beşer içiyorlar.." diye..
Çocuk; "O bişey mi beyefendi, termosla gelip hem içip hem çaktırmadan doldurup gidenler var.." dedi.

Ulan "Aç bunlar.." diicemm, diil.. İkea'ya gelen bi adam bi tas kahveye muhtaç olamaz..
Avantayı seven bi tür bunlar..
Terbiyesiz..
Görgüsüz..
Öküz..

Cuma, Ekim 20, 2006

DENEMELER (ESSAYS) 2.Alıntı

Yüksek Görevler Üstüne

Yüksek görevdeki kimseler üç bakımdan kuldurlar: devlet başının ya da devletin kulu, ünün kulu, gördükleri işin kulu. Bu yüzden, ne kişiliklerinde, ne davranışlarında ne de zamanlarında özgürdürler.
Yüksek görevlerin tabanı kaygan olur, buralardaki insanın sonu ya yuvarlanmak ya da en azından gözden düşmektir.
Görevini yaparken en iyileri örnek al kendine, çünkü iyiye öykünmek bütün öğütlerin ortak ilkesidir. Bir süre sonra kendi kendini örnek al, eskiden mi daha iyi davranıyordum şimdi mi diye sıkıca bir sor kendine. Aynı görevde bulunup kötülük etmiş kimselerden de örnek almayı unutma, ama onların kötülüğünü anarak kendini pohpohlamak için değil, nelerden kaçınman gerektiğini öğrenmek için yap bunu. Davranışlarını, böbürlenmeden, senden önce gelmiş geçmiş zamanlara kişilere kara çalmadan düzelt, ama iyi örnekleri izlemek gibi, davranışlarınla iyi örnekler vermeyi de kendine amaç belle. Her şeyin başlangıcına dön, işlerin nerede nasıl yozlaşmış olduğunu incele, bu arada zamandan ders al; geçmişten en iyi bugünden de en uygun şeyleri öğren.
Davranışlarının bir tutarlılık göstermesine çalış, böylece insanlar senden ne umulacağını önceden kestirebilsinler; ama çok da katı, dik kafalı olma, kuraldan ayrıldığın yerde neden böyle yaptığını güzelce açıkla. Bulunduğun görevin haklarını iyi koru ama yetkilerini tartışmaya girişme, yetkilerine bağıra çağıra, kavga dövüşle değil, sessizce sahip çık. Ayrıca, senden aşağı görevde bulunanların haklarını da koru, her işlerine karışmaktansa, başlarındaki yönetici olarak kalmayı daha onurlu bir iş bil. Görevinin yürütülmesiyle ilgili olarak yardım iste, akıl danış, sana bilgi vermek için gelenleri, senin işine karıştıklarını düşünerek yüz geri etme, iyi karşıla.
Yetki taşıyan kimselerin başlıca dört kötü yönü vardır;
1. Oyalama,
2. Rüşvet,
3. Kabalık,
4. Yumuşaklık.
Oyalamadan kaçınmak için, işi olanların seninle kolayca görüşmesini sağla, söz verdiğin zamanı unutma, elindeki bir işi sona erdir, zorunluluk olmadıkça birkaç işe birden el atma.
Rüşvete gelince, hem kendine hem de adamlarına rüşveti yasak etmekle kalma, sana gelenlerin rüşvet önermesini de engelle. Dürüstlüğü benimsemek rüşvet almamayı gerektirir ama bu dürüstlüğü sözle de belli etmek, rüşvetten tiksindiğini açık açık söylemek rüşvetçilerin senden uzak durmasını sağlar. Rüşvet almaktan kaçındığın gibi, bu konuda bir kuşku uyandırmaktan da çekin. Düşüncelerini tutumunu değiştiren, ama bu değişikliğin nedenini açıkça söylemeyen kimsenin rüşvet yediğinden kuşkulanılır. Bundan dolayı, düşünceni, davranışını değiştirdiğin zamanlar bunu açıkça söyle, seni böyle bir değişikliğe yönelten nedenleri herkese açıkla, gizlemeye yeltenme. Seninle içli dışlı bir uşak ya da gözdenin de gördüğü saygının nedeni anlaşılmıyorsa, çoğunlukla rüşvet işlerinde bir aracı olduğu düşünülür.
Yumuşaklığa gelince, bu rüşvetten de kötüdür, çünkü rüşvet ancak ara sıra verilir, ama insan başkalarının üstelemelerine, budalaca ayartmalarına kanmaya bir alıştı mı, bunun artık sonu gelmez. Süleyman’ın dediği gibi: “İnsanlara çok yüz vermeye gelmez, yoksa bir lokma ekmek için bile kötülük işler.”
Eskilerin, “İnsanın ne olduğu, yüksek bir yere geldiği zaman ortaya çıkar,” sözü çok yerindedir, burada ortaya çıkan kimisinin iyiliği kimisinin de kötülüğüdür.
Bir kimsenin yüksek onurlar kazandıkça iyileşmesi, yüce cömert bir gönlü olduğunun kesin bir kanıtıdır, çünkü onur, erdemin beşiğidir. Doğada nasıl nesneler yerlerine doğru hızla, yerlerine yerleştikten sonra da ağır ağır kımıldarsa, yüksek bir yere erişmek isteyen erdemli kişi de ilkin tutkuyla ilerler, yetkileri ele geçirince de ağırlaşır. Yüksek yerlere her zaman dolambaçlı merdivenlerden çıkılır, ama değişik partiler varsa, insan yükselme sırasında bunlardan birine girmeli, yerine vardıktan sonra gene eski dengesine dönmelidir. Senden önce gelenlerin anısı karşısında saygıyla sevgiyle davran, yoksa ettiğin yanına kalmayacak, sen onlara nasıl davranırsan, senden sonrakiler de sana öyle davranacaktır.
Konuşmalarında ya da birinin dileğini özel olarak dinlediğin zamanlarda, yüksek bir yerde bulunduğunu sezdirme, boyuna görevinden söz etme, iyisi mi bırak senden “görevinin başında bambaşka bir adam olur,” diye söz etsinler.


Sir Francis Bacon (1561-1626)
Derleyen:H.Yıldırım

Çöküş

MİKROSOFT BİTMİŞTİR..

İzmir'de bişeyinci sanayi sitesi.. Köhne, metruk yerler.
Camda bir yazı dikkatimi çekti..
Microsoft satış noktası..
Üzerinde de bir tebligat.. İcra takibi için bırakılmış..



Üzüldüm be Bill Gates için..


Posted by Picasa

Bu hallere düşecek adammıydı halbusem..

Salı, Ekim 17, 2006

Apartman Öğretileri..

Bu yazıyı okumadan önce burayı tıklayıp Rehavet'in yazısını okumanızı öneririm.

On-onbeş sene önce, bir evliliğe nokta koymuş biri olarak tek başıma bir eve çıktığımda, yalnız gün ve gecelerim oldu. Bir kızımız ve bir erkek köpeğimiz vardı, bu evlilik sonlanırken.. Kavgalı, gürültülü, huzursuz günlerdi. Sonunda kız annesinde, oğlan (köpek) da bende kalarak ayrıldı yollar. (Köpeğimin adı Moro'ydu bu arada..)
İnsan uzunca bir zaman evli kalmışsa, yeni yaşama alışması hayli zor oluyor. Uzun ve bitmeyen gecelerde, uzun ve bitmeyen sohbetlerimiz olurdu Moro ile. Ben konuşurdum, O dinlerdi.
Böyle gecelerden birinde balkondan bakınırken, yan komşularımın kapıdan çıktığını gördüm.
Bir kız çocuğu, bir köpek ve bir karı-koca.. Yutkundum.

"Ulen, iyi mi yaptık, kötü mü?"

"Bak bi yuva dağıldı.."
"Filan-Falan.."


Aynı gece..
Saat 02 suları..(neden suları acaba?)
Uyumaya çalışıyorum..
Gecenin sessizliğinde giderek yükselen sesler..
Kavga sesleri..
Duvarın diğer tarafından geliyor..
Adamın ve kadının bağırmaları..
Lise çağındaki kızın "Yeter artık.. Allah belanızı versin.." haykırışı,
köpek havlamalarına karışıyor..

Kalkıyorum.. Ön tarafa yürüyorum.
Koltuğa yatıyorum..
Moro'da yere, yanıma uzanıyor..

Kavga sesleri artık çok uzakta..

Deliksiz bir uykuya dalıyorum..

Cuma, Ekim 13, 2006

Tarzı sevmem ama, hoşuma gitti.

Kula bela gelmez Hak yazmayınca
Hak bela yazmaz kul azmayınca

Hak kuldan intikam kul ile alır
Dini irfan bilmeyen bunu kul etti sanır

Perşembe, Ekim 12, 2006

KINAMA

Şiddetle KINIYORUM.

Düşünce, söylem ve yazma özgürlüğünü yasaklayan devlet, millet, ulus, kurum, kuruluş, dernek, yönetim, kişi her kim varsa şiddetle kınıyor ve ayıplıyorum.

Hele bunun yapıldığı yerlerde, Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik ilkelerinden bahsediliyorsa (ki, Fransız bayrağının üç rengi bu ilkeleri temsil ediyor) o zaman lanetle kınıyor ve ayıplıyorum.