şarkı sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarkı sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Şubat 18, 2009

Sessizlik...

Vezir, kraldan çok kralcıdır.
Ama aynı kabı kullanmaktadırlar ikisi de...

Zeki Vezir gücün kendisinde olduğunu bildiğinden hababam debabam yüklenmekte ve ezmektedir kralın tebaasını... Kral'a da "Bırak, ben hâllederim." demektedir...

Yalayıcılar ise vezire şak şak yapmakta, bezirgânlar da kapıları açmaktadırlar...
Günlerden bir gün o halktan birisi yeter diye bağırdığında, vezir baskılar kurar, binbir dereden sular getirir, susturmaya çalışır, türlü numaralar yapar.

Ancak bu kez vezirin karşısında, kendisinden daha zeki ve çok dürüst bir adam vardır.
Susar o adam...
Tek kelime etmez.
Haftalarca...
Aylarca...
Yıllarca...
Konuşmaz.

Ama öyle bir hazırlanır ki,

Öyle bir hazırlanır ki...

Ezilmişliğin verdiği hırsla...

Adâletsizliğin verdiği öfkeyle...

Ama en önemlisi sabırla...

Öyle bir hazırlanır ki...

Tek bir darbe için bir hazırlıktır bu...

Enine boyuna, saatlerle, günlerle, haftalarla ve aylarla...
ve dâhi yıllarla düşünülmüş, her bir ayrıntısı defâlarla gözden geçirilmiş,
sınanmış...

Tek bir darbedir.

Gücünü orantısız kullanan zâlim vezire indirilecek tek bir darbe...

Bilir ki; "Zor bir iştir bu... Çok zor..."

Bilir ki; "Bâzen en yakın arkadaşına bile söyleyemeyeceğin şeyler vardır."

Bir dostunun yaptıklarına içerlese bile söylememelidir bunu. O dostu bunu aslında ya iyi niyetinden ya da salaklığından yapmıştır... Ama konuşma zamanı henüz gelmemiştir.

Konuşmak zarar verir...

Herşeye rağmen susmak ve sabretmek...

Bir eğitimdir bu da... Ve en yorucu olan da budur.

Yoksa kara bulutlar toplanıyormuş, etraf çok sessizmiş, önemli değildir.

O, fırtınadan sonra çıkacak olan Gökkuşağının izini sürmektedir...




FIRTINA GETiREN...

Comin' out of nowhere
Drivin' like rain
Stormbringer dance
On the thunder again
Dark cloud gathering
Breaking the day
No point running
'Cause it's coming your way

Ride the rainbow
Crack the sky
Stormbringer coming
Time to die
Got to keep running
Stormbringer coming
He's got nothing you need
He's gonna make you bleed

Rainbow shaker
On a stallion twister
Bareback rider
On the eye of the sky
Stormbringer coming down
Meaning to stay
Thunder and lightning
Heading your way

Ride the rainbow
Crack the sky
Stormbringer coming
Time to die
Got to keep running
Stormbringer coming
He's got nothing you need
He's gonna make you bleed

Coming out of nowhere
Drivin' like a-rain
Stormbringer dance
On the thunder again
Dark cloud gathering
Breaking the day
No point running
'Cause it's coming your way


Yenileme

Yorumlarda Gulteinen Enkelini'nin "Peki Gökkuşağı çıkacak mı?" sorusuna "Çıkacak!" diye yanıt vermemden sonra, üstteki postun fotoğraflarını çekip elimde makinam ile ofise döndüğümde aşağıdaki manzarayı gördüm penceremden...:))


Cuma, Ocak 09, 2009

NAMBIR VAN..

Tüm zamanların gerçeğini anlatan tüm zamanların en baba şarkısı..


Dinlemek için tıks tıks tııııkksss..

Cumartesi, Eylül 27, 2008

Gerçek olmadığını söyle..

Kardeşim, dün göndermiş..
Şöyle yazmış üzerine..

"elbette freddie' nin eksikliği dolmuyor ama parçaya davulcu roger taylor başlayıp ikinci paragrafı brian may' e bırakınca, yeni solist paul rodgers'ın ardından brian baba da özlediğimiz sololarına cort diye girince hani bi nebze teselli buluyoruz :)"

Kesinlikle ve % 100..

Sonra da sözlerini ilâve etmiş altına..
Çok sevdim..




Queen - Say It's Not True (2008)

The harder we play
The faster we fall
When we think that we know it all
We know nothing at all
The letter arrives
Like a bolt from the blue
So what's left of your lives
All your dreams lost to you
Say it`s not true
Say it today
When I open my eyes
Will it all go away
Say it's not true
Say it's not real
Can't be happened to you
Can't be happened to me
It's hard not to cry
It's hard to believe
So much heartache and pain
So much reason to grieve
With the wonders of science
All the knowledge we've stored
Magic cocktails for lives
People just can't afford
Say it's not true
You can say it's not right
It's hard to believe
The size of the crime
Say it's not true
You can say it's not real
Could be happened to you
Could be happened to me

Teşekkürler Bro..

Edit: Tercümesi yorumlarda Gulteinen Enkelini tarafından yapılmıştır.
Sağolsun..


Salı, Eylül 16, 2008

KEYiFLi UYUSUKLUK..


merhaba,
içeride kimse var mı?
beni duyabiliyorsan eğer,
yalnızca başını salla..

evde kimse var mı?
hadi ama..
Kendini kötü hissettiğini biliyorum..
Yatıştırabilirim acını..
ve yeniden ayağa kalkmanı sağlayabilirim.
Gevşe..
Biraz bilgiye gereksinimim var önce..
Temel şeyler yalnızca..
Gösterebilir misin bana nerenin acıdığını?








Azalttığın hiç bir acı yok..
Uzaklarda bir geminin dumanı görünüyor ufukta..
Sen dalgaların içinden yaklaşıyorsun bana.
Dudakların kımıldıyor..
Ama anlayamıyorum ne dediğini..

Çocukken bir gün ateşlenmiştim.
Ellerim balon gibi şişmişti.
Sanki aynı şeyi hissediyorum şimdi de..
Anlatamam, anlayamazsın da..
Ben normalde böyle değilim,

Şimdi keyifli bir uyuşukluk içindeyim..

Tamam.
Yalnızca bir iğne batması.
Artık kalmayacak hiçbir aaaaaaaaaaaaaah
Ama kendini belki biraz hasta hissedebilirsin.
Ayağa kalkabilir misin?
Sanırım etkisini gösteriyor, iyi
Bu senin gösteriyi sürdürmeni sağlayacak.
Hadi, gitme zamanı geldi.

Azalttığın hiçbir acı yok.
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta.
Sen dalgaların içinden geçerek yaklaşıyorsun.
Dudakların kımıldıyor ama duyamıyorum ne söylediğini..
Çocukken
Bir şey ilişmişti
Gözümün ucuna
Dönüp baktım fakat kaybolmuştu
Tanımlayamıyorum şimdi onu
Çocuk büyüdü
Düş kayboldu
Ve ben
Keyifli bir uyuşukluk içindeyim.


Pink Floyd * Comfortably Numb * meeting live 8 2005 London
Yükleyen musiclover4

Hello?
Is there anybody in there?
Just nod if you can hear me.
Is there anyone at home?
Come on, Come on, Come on, now,
I hear you're feeling down.
I can ease your pain
Get you on your feet again.
Relax.
I'll need some information first.
Just the basic facts.
Can you show me where it hurts?

There is no pain you are receding
A distant ship's smoke on the horizon.
You are only coming through in waves.
Your lips move but I can't hear what you're saying.
When I was a child I had a fever, My hands felt just like two balloons.
Now I've got that feeling once again
I can't explain, you would not understand
This is not how I am.
I have become comfortably numb.


O.K.
Just a little pin prick.
There'll be no more aaaaaaaaah!
But you may feel a little sick.
Can you stand up?
I do believe it's working, good.
That'll keep you going through the show
Come on it's time to go.

There is no pain you are receding
A distant ship's smoke on the horizon.
You are only coming through in waves.
Your lips move but I can't hear what you're saying.
When I was a child
I caught a fleeting glimpse
Out of the corner of my eye.
I turned to look but it was gone
I cannot put my finger on it now
The child is grown,
The dream is gone.
but I have become comfortably numb.


BENİ MÜZİK DİNLERKEN AĞLATMAYI BAŞARAN İLK VE TEK GRUBUN, PINK FLOYD'UN KLAVYECİSİ, ÖZELLİKLE "WELCOME TO THE MACHINE"'DEKİ SOLOSUNDA İPTAL OLDUĞUM RICHARD WRIGHT'I BOYUT DEĞİŞTİRDİ..

görüşürüz baba..



Salı, Ağustos 19, 2008

Kılları aldım..

Bakınız, bu kıyağı her zaman yapmam..

1- Yalnız olmam lâzım..ki yalnızım.
2- İçmem lâzım..ki içiyorum..
3- Ay dedenin tabak gibi olması lâzım..ki tabak kipin..
4- İyi bir haber alıp neşelenmiş olmam lâzım..ki iyi bir haber aldım ve neşeliyim..
5- Accaip gıcık kaptığım bir olaya, karşı tarafın dibini dövecek bir çözüm bulmalıydım..ki buldum.

Bu durumda yaparım işte, yapacağımı..

Oturdum yeni bir şarkı sözü yazdım..
neşe olsun diye..
Yetmedi bir de oturdum söyledim şarkıyı..
Yetmedi bir de kayıt yaptım..
Oda yetmedi buraya kodum..
neşelenin diye..
Dinleyin bakalım, geyik yaptığıma değmiş mi?

Burnumun KILLARI - Soz: Abi - Music: Yuksek Sadakat


Çok menşur etçem bu şarkıyı bak..
Size geçen sene bir numara olmuş bi şarkıyı hatırlatıyo olabilir..
Benden araklamışlardır.. :))
(Yine de kendilerine çok yüksek derecede sadâkat borçluyum..)

* * * *

Yermisin Yemez misin?

Tırnaklar pisliklerle
Pislikler parmaklarda oldular
Tarayanlar saçlarını
Boyayanlarla beraber yoldular..

Kimbilir sen benim elimde
Pislik beynimde ne buldun
Bense ovundum

kendi kendime bi yundum
Duşta kaldım
Burnumun kıllarını aldım
Kıl düşerken
Bir an durup peşinden baktım

Ne yersin
Umarım bulduğunu yersin
Ne yersin
Belki de her boku sen yersin,
Yemezmisin?


oOooO yeah...

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

DARAĞACI - The Hanging Tree (1977)

Ulaşmak için koşarken
Tanrı'nın adâletli kollarına,
Durdurmak için seni,
Şeytanın kolları dolanabilir boynuna..
Bilgelerden öğrendiklerini unutma, yeter
Yakalayamaz kötülük seni o anda..

Sana kânunsuz derken alayı
ve yapıştırmışlarken alnına yaftayı..
"Günahkâr" diye bağırırken arkandan bâzıları
Gece gündüz topukluyorsun atını..

Kötü adam o, diyorlar..
Sevgi için özgür yaşayan..
Yolunda hızlı ve sessiz giden,
Ve Darağacından sıyıracak olan.
Kaderine ve düşlerine kavuşmak için koşan,
Yaralı bir ruh gibi, rüzgârda savrulan..

Özgürlük, altındaki atın adı..
Şerefi ve Onuru ise rüyâsı..
Yolunda sessiz ama bir o kadar hızlı..
Rüzgârda savrulan rûhu yaralı..














Passing through the arms of satan
Reaching for the hands of god
Robbing every mind for wisdom
Running so he won't get caught
He's outlawed by majority
Been branded all his life
Some say that he's a sinner man
As he rides from day to night

He's a bad man, so they say
Living for his love and living free
Riding swift and secretly
So he'll miss the hanging tree
Wounded spirit on the wind
Riding to his dream and destiny

He's laughing at the wanted posters
Calling for his friends to see
Laughing aloud as he rides away
Kicking up the dust with speed
Time hands him down a pathway
And freedom is a horse he rides
Glory is a dream he's after
And fortune is his heart's delight

Riding swift and secretly
So he'll miss the hanging tree
Wounded spirit on the wind
Riding to his dream and destiny

Uriah Heep - Firefly (1977)

DARAGACI - The Hanging Tree - Uriah Heep

Cuma, Haziran 27, 2008

Büyüksün Sezen..

Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz

Körfezin yakamozu, yıldızı,
Keskin tuzu tadında
Parfümü meltem
Yasemenler açar balkonunda
İzmir'in kızları
Korku yok kitabında
Çal bre bir harman dalı,
Delikanlı makamında
İzmir'in kızları
Ayıptır söylemesi laf aramızda
Sevişe sevişe de ölür,
Dövüşe dövüşe de icabında..

Çarşamba, Haziran 04, 2008

2

Meselâ, şimdi bu yazıyı okuyorsan usta;
yeryüzünde şerefiyle yaşamayı beceremeyen insanların sâdece ikiye ayrıldığını hatırla..

Çıkarları için ağızlarından çıkanları unutanlar.

Başkalarının üfürükleriyle ağızlarından çıkanı unutup 180 derece çark edenler..

Birinci tipi belki biraz anlamak mümkün..
Hani dersin ki; "Gemisini yürüten kaptan." (Bu düzene göre; "akıllı şerefsiz.")

Ama ikincisi haso kişiliksiz.. Püfff o tarafa, püfff bu tarafa.. Zavallı.
Unutma.. İkisi de adam değil.

** ** ** **
Öyle zamanlar..

Her insanın hayatında "yolunu kaybettiği zamanlar" olur..
Korku ve şüphenin yayıldığı, umutsuz zamanlar..
Öyle zamanlar..
Her insanın hayatında, problemlerle yüzleşmesi gereken zamanlar olur..
Yine de anların değerini unutmamak gereken zamanlardır bunlar..
Yıllar geçtikçe, nerede ve ne zaman olacağını kestiremediğin bir anda,
Öyle bir yerde anlarsın ki; artık çok geçtir..
İşte öyle zamanlardır onlar..
Öyle zamanlar, Usta..

Pazar, Mart 30, 2008

aktörler ve dalkavuklar..

Player'da 5li adı ile çalmakta olan şarkıların ilki, Supertramp'in "If everyone was listening" adlı şarkısı..

hem dalkavuklar hem aktörler
temiz ve karanlık sahnede
perdenin açılmasını beklerler.
Ve bu oyunun kime ait olduğundan
emin değiller..

Uzun, çok uzun zamandır sağduyu hakim olsaydı,
düşler görüp, kumpaslar kurmak yerine..
sevgi şarkıları söylerlerdi, sahne çökmeden önce..

Eğer herkes dinleseydi
kurtarmak mümkündü gösteriyi..
çatının çökmesine sebep son soytarı kim olacak?
Böyle kapatmamalılardı, perdeyi.

Bakalım, senin kostumün ne bugün?
Peki kim, suflorün?
Başından beri en doğru olduğuna inandığı rolün..
Savunmasını göreceğiz gerçek aktörün..

Göz gezdir bir kez daha repliklerine..
ne yaptığını bilmeden çıktığın sahnede
Başladı çünkü son perde..

Eğer herkes dinleseydi
kurtarmak mümkündü gösteriyi..
çatının çökmesine sebep son soytarı kim olacak?
Böyle kapatmamalılardı,
bir önceki perdeyi.



** ** ** **


The actors and jesters are here
The stage is in darkness and clear
For raising the curtain
and no-one's quite certain whose play it is
How long ago, how long
If only we had listened then.
If we'd known just how right we were going to be.
For we dreamed a lot
And we schemed a lot
And we tried to sing of love before the stage fell apart.
If everyone was listening you know
There'd be a chance that we could save the show
Who'll be the last clown
To bring the house down?
Oh no, please no, don't let the curtain fall
Well, what is your costume today?
Who are the props in your play?
You're acting a part which you thought from the start
was an honest one.
Well how do you plead?
An actor indeed!
Go re-learn your lines,
You don't know what you've done
The finale's begun.
If everyone was listening you know
There'd be a chance that we could save the show,
Who'll be the last clown
To bring the house down?
Oh no, please no, don't let the curtain fall.

Çarşamba, Şubat 20, 2008

BiRi BANA ANLATSIN..



In my dreams children sing
A song of love for every boy and girl
The sky is blue the fields are green
And laughter is the language of the world
Then I wake and all I see is a world full of people in need
Tell me why, does it have to be like this
Tell me why, is there something I have missed
Tell me why, I don't understand
When somebody needs somebody
We don't give a helping hand
Tell me why
Every day I ask myself what I have to do to be a man
Do I have to stand and fight
To prove to everybody who I am
Is that what my life is for

To waste in a world full of war
Tell me why, does it have to be like this
Tell me why, is there something I have missed
Tell me why, I don't understand
When somebody needs somebody
We don't give a helping hand
Tell me why Tell me why Tell me why Just tell me why
Why why, do the tiders run
Why why, do we shoot the gun
Why why, do we never learn
Can someone tell us why we cannot just be friends
Why Why

Cumartesi, Aralık 08, 2007

Cumartesi Ateşi

Dinlemeye başlamış olduğunuzu umduğum, 1970'li yılların sonlarına ait olan ve benim pek sevdiğim "Do it again" adlı Steely Dan şarkısını, hem cumartesi günü neşesi adına buraya bakmakta olan tüm dostlara ve hem de bir kapatıp bir açarak, ama sonunda mutlaka açarak aramızdan ayrılmayan (ki hiç ayrılmaması temennîmizdir.) ve sürekli bir sinerji yaratan Rehâvi'ye hediye ediyoruz blogçak..

Ama şarkının adını bir nebze değiştirerek..

(Don't) do it again.. Bir daha yap(ma..):)

Perşembe, Aralık 06, 2007

What do you want from me?

Kanımı mı istiyorsun benden,
Yoksa Gözyaşlarımı mı?

Hâkim olmak için ruhunu satıp,
görebildiğin herşeye sâhip olabilirsin.
Eğer buysa istediğin..

Dön ve ışığa bak,
Hiç bir şey yok aslında,
İçinde saklayacak..

Ne istiyorsun benden?
Kanımı mı?
Yoksa Gözyaşlarımı mı?
Ne istiyorsun?

Cuma, Ağustos 17, 2007

Pictures of Home

Im alone here
With emptiness eagles and snow
Unfriendliness chilling my body
And whispering pictures of home


işte benim müziğim, türüm budur..
gerçektende bir kaç gündür evde yalnızım ve babalar nasıl çalıyor biliyormusunuz?
ve yalnızken yüksek volüm nasıl oluyor, anlıyormusunuz..?


Salı, Ağustos 14, 2007

tell the girls that i'm back in town..

Yollardaydım..
Yolculukta..
Son durak için yolculukta..

Biraz önce döndüm.. Yorgunum..
yorgunum ama arkadaşlara söyleyin,
ben yine buralardayım.
ve onlara cesur olmalarını da söyleyin..
gitselerde.. saklansalarda..
Onların arkalarında ve buralarda olduğumu söyleyin onlara..

Onlar için bir arkadaş ya da bir yabancı olabilirim..
Ya da babalarının uzak durmalarını söylediği tehlikeli kişi..
Bu artık onlara bağlı..
Siz yine de benim şehre döndüğümü söyleyin onlara..
Ben döndüm ama..
Ayşe tatile çıktı..

Jay Jay Johanson'un bu çok keyifli şarkısının, bana göre tercümesiydi..
Günaydın..
İzmir güzel şehir..:)

Perşembe, Ağustos 02, 2007

doğumgünümüz..

In the magic garden
Some were singing some were dancing
While the midnight moon shone brightly overhead
The stars so gaily glistened
And the sphinx in silence listened
To the magician's tale of lives that he had led

Let the bells of freedom ring
Songs of love to friday's king
Let's all go to the magician's birthday
It's in the forest but not so far away
Much to do and so much to say
While we listened to the orchid orchestra play

Happy birthday to you
Happy birthday to you
Happy birthday dear magician
Happy birthday to you

Then at the dead of midnight
As we watched the dancing fire light
The air grew cold and seemed to dull the flame
The fire died the music faded
Filled with fear of death we waited
For now we knew some evil was to blame...

-I challenge you I challenge you all
For all you own and all you know
And by all the powers of darkness
I will steal what is mine

Surrender now or face my spite
I grant you it may be Friday night
But did you know this day
Also numbers thirteen

First I give you fire
-I turn your fire into a sleepy stream
-Yes but now I give you nightmares
-But from your horror I'll create a dream
-You cannot fight me for I have the sword of hate
-But one thing you can't see: my answer is simply
an impenetrable fortress of love - love

The fear went as quickly as it came
The air was clear the fire burned again
The flames leapt the organ played
The swan sang to greet the day
And then we knew that
Love will find love will find love ...

Love will find love will find love ...
Love will find love will find love ...

Love will find love will find love ...

Cuma, Temmuz 20, 2007

Büyük Umutlar / High Hopes

Gençken yaşadığımız
çekim ve mucizeler dünyasında..
Düşüncelerimiz yolunu yitirmiş gibi
Başıboş dolaşırdı, sınır tanımadan..
Ufukların ardında..

Sonra Ayrılık Çanları çaldı;

Bu uzun yol boyunca,
aynı geçidin üzerinde
Hâlâ eski dostlar buluşabilirler miydi..
Kesişme noktasında?

Düşlerimizi çalan zaman..
ve ondan daha hızlı koşan
bir kılıksız adam vardı ardımızda..
Ayak izlerimizin peşinde olan.

Ve arkamızda
bizi olduğumuz yere bağlamaya çalışan
binlerce küçük yaratığı bırakarak..
yelken açtık bir hayatın sonuna doğru..

yavaşça çürüyen..

Çimenler daha yeşildi..
Işıklar daha parlak..
Dostlarla birlikte
Harika gecelerde..

Sonra..
arkana baktığında
Yaktığın köprüler köz haline gelirken..
Bir anda, geride kalan tarafın
ne kadar yeşil olduğunu farkedersin.
İleri yürüdüğünü zannederken,
İç sesinin gelgitiyle
geriye sürüdüğün ayaklarındır uykularında..

Yüksek yerlerde kocaman bir bayrak açarsın, yelken gibi.
Ve başın döner, düşleyip sonunda ulaştığın
dünyanın yüksekliğinden..
Ama..
ne kadar yüksek olursa olsun ulaştığın yer..
Doymaz karnın..
İsteklerin, hırsın
sonsuza dek engel buna..
Ve yine,
Bitkin gözlerin başıboş bakar,
defalarca bulunduğun bu yolun sonunda..
ufuğa.

Çimenler daha yeşildi..
Işıklar daha parlak..
Ağzımız daha tatlıydı..
Dostlarla birlikte
Harika gecelerde.

Sisin arasında tan ağarırken gün kızarıyor..
Ve su..
durmadan akıyor sonu olmayan nehirde..

Sonsuza dek.. Daima..



* * * *


Beyond the horizon of the place we lived when we were young
In a world of magnets and miracles
Our thoughts strayed constantly and without boundary
The ringing of the division bell had begun
Along the long road and on down the causeway
Do they still meet there by the cut
There was a ragged man that followed in our footsteps
Running before time took our dreams away
Leaving the myriad small creatures trying to tie us to the ground
To a life consumed by slow decay
The grass was greener
The light was brighter
With friends surrounded
The nights of wonder
Looking beyond the embers of bridges glowing behind us
To a glimpse of how green it was on the other side
Steps taken forwards but sleepwalking back again
Dragged by the force of some inner tide
At a higher altitude with flag unfurled
We reached the dizzy heights of that dreamed of world
Encumbered forever by desire and ambition
There's a hunger still unsatisfied
Our weary eyes still stray to the horizon go down this road we've been so many times
The grass was greener
The light was brighter
The taste was sweeter
The nights of wonder
With friends surrounded
The dawn mist glowing
The water flowing
The endless river
Forever and ever

Pazartesi, Haziran 11, 2007

who wants to live forever?

Düşün ki;
Sen hiç yaşlanmıyorsun..
Düşün ki; Ölümsüzsün..
Ama senin sevdiğin insan(lar) yaşlanıyorlar ve ölüyorlar, kollarında..
Ne acı değil mi, ölümsüzlük..?




zaman yok bize..
yerimiz yok bizim..
şimdi bizden uzaklaşan rüyalarımızı ne oluşturdu?

kim sonsuza dek yaşamak ister ki?


şans yok bizim için..
herşeye adımıza karar verilmiş..
bu dünyanın sadece bir tek güzel ânı var
bizim için yerleştirilen..

kim sonsuza dek yaşamak ister ki?
aşk ölmek zorunda kaldığında
sonsuza dek sevmeye kim cesaret edebilir ki?

ama dokun dudaklarınla gözyaşlarıma
dünyama dokun parmak uçlarınla


ve sonsuza dek sahip olabiliriz
ve sonsuza dek sevebiliriz
sonsuzluk bugünümüz..


kim sonsuza dek yaşamak ister ki?
sonsuzluk bugünümüz..
kim sonsuza dek bekler ki?


there's no time for us,
there's no place for us,
what is this thing that builds our dreams,
yet slips away from us.

who wants to live forever,
who wants to live forever?

there's no chance for us,
it's all decided for us,
this world has only one sweet moment
set aside for us.

who wants to live forever,
who dares to love forever,
when love must die?

but touch my tears with your lips,
touch my world with your fingertips,
and we can have forever,
and we can love forever,
forever is our today.

who wants to live forever,
who wants to live forever?
forever is our today,
who waits forever anyway?



İki değişik klip koydum buraya.. Birincide Queen görüntüleride var.. İkincisi ise tamamen filmden görüntüler..

Yaşlanmış kadının İskoçyalı'ya bakışını kaçırmayın, derim ben..

Perşembe, Mayıs 31, 2007

yaşananlar..

öyle zamanlardı..
öyle işte..

unutmak istediğim..
ama..
bir yandan sevdiğim adam, ölesiye ..

birlikte yaşlanmak istediğim, ama..
ama..
bir türlü olamadığım kadın..
kollarında ölmeyi düşlediğim, bakarken yüzüne..

silmek istediğim ama..
ama bir türlü kovamadığım anılarım..
mavi etiketli şişe diplerinde..
gri denizli balıkçı köylerinde..

öyle zamanlardı..

sev gitsin..
kır gitsin..
kov gitsin..
boşver gitsin..

benim aşktan anladığım yaşananlar.. kâr saydığım..
sende kaldı..
unut gitsin..

öyle zamanlardı.