0-SUKY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0-SUKY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Ağustos 04, 2007
f f f f f f f f f f f f f f f f f f f f ü :)) söndüüüü :))
Avcumun içindeki küçük mumu onikiyi bir geçe senin için üfleyip, sağlık, huzur, mutluluk ve bol yetelee diledim Abi.. Umarım dileklerim ve dileklerin gerçekleşir :)
Pazar, Ocak 07, 2007
me mi? mi mi?
Abiii, bloğğumuzdaki yeni müzik proğğramı gerçekten güzel olmuş...merci..
ama,
dinle/me = listen beni? mi? ...... or, don't listen mı? mi?
Can you help mii? Tell me what you want from mii... derken ben listeniyoring;
"You can loose yourself this night, see inside there is nothing to hide
turn and face the light, what do you want from miii" idi..
...and they made mi crazyyy :)
ama,
dinle/me = listen beni? mi? ...... or, don't listen mı? mi?
Can you help mii? Tell me what you want from mii... derken ben listeniyoring;
"You can loose yourself this night, see inside there is nothing to hide
turn and face the light, what do you want from miii" idi..
...and they made mi crazyyy :)
Cuma, Kasım 03, 2006
telefon bankacılığı..yaa!!
hiç hayatında yapı kredi bankasının telefon bankacılığından yararlanmak isteyip, sayelerinde çıldırma sınırına geldiğin oldu mu?
çalışan bir insansanız ve de gün içinde bankaya gidecek durumunuz yoksa ki, benim öyle, böyle telefonla melefonla işinizi halletmeye çalışıyorsunuz...
ve de benim gibi tam tamına 41 dakika 2 saniye telefonda bekletiliyorsunuz...
şaka mı bu? hayır değil!!!
adam telefona çıktığında "beni kaç dakikadır beklettiğinizi görüyor musunuz?" dedim.. "hayır!" dedi.. söyledim...
onlara özel öğretilen dille, "ıı hakgkglıısınızzz ıı hatdtdlarımız yoğunn ıı zırrt ıı pırtt" dedi... ama benim cebimden giden para biyana, zamanım biyana... "kime şikayet edebilirim ben bunu?" dedim.. "ııı biz ıı yarrdımcı oluyorusz ııı .."dedi.. "o zaman" dedim "hat safhada şikayetçiyim.." ee nolcak şimdi? hiçbişiiii... telefon kayıtları kaydediyo yaa konuşmalarımızı, umarım beni bekletirlerken de kaydetmiştir... güzel bi kayıt oldu kendi şahsım adına..
herneyse size sonucu söliimmii? bu yapı kredi koçla birleşti ya,
herneyse size sonucu söliimmii? bu yapı kredi koçla birleşti ya,
internet sayfalarında da değişiklik oldu. bize de şifrelerimizi falan değiştirttiler.. değiştirdim.. herşeyi de ok.ledim... yani sayfayla mutabığız.. bi problemimiz yok... bi sonraki giriş zooonnkk.... yanlış dio yaaa... yanlışşş... neyse bunu hallediim dedim işte... ama maalesef 41 dakika 2 saniye sonunda adam çıktı... üstüne üstlük bi de nooldu biliyor musunuz?? adamla tam konuşuyorum.. bana yeni kullanıcı kodu veriyo.. dıt dıt dıt dııııııııtttt...........
TELEFON KESİLDİ YAAAAAAA..
telefon kesildi!
telefon kesildi!
Cumartesi, Eylül 23, 2006
-pioneer-
Bi çocuk var, çok içli, çok düzgün, güzel düşünen, çok sevdiğim…Aslında ailelerimiz sayesinde tanışmışız bebekken..Onlar sessiz film falan oynarken bizde kendi kendimizce oyunlar türetmişiz çocuk aklımızla..
Bu çocuk askerde şu an…Annesine bi mektup yollamış..Annesi de açtı telefon,okudu baştan sona bu mektubu annemle bana…
Paylaşasım geldi..
“29.07.2006”
“İnsanların beni rafa kaldırdığını düşünmek sıkıyor canımı.. ve ardından ister istemez acaba diyor insan, acaba benim raf ömrüm ne kadar? Ne zaman oradan çıkarılıp atılırım? Evet, uzakta olmanın kaderi bu olsa gerek. Sadece bir umut çarpmasını sağlıyor yüreğimin.. Sevenler diyorum.. Sevenler seni hiç rafa kaldırmaz ki..
Askerlik son hızıyla beni sıkmaya devam etse de monotonluğun getirdiği alışılmışlık duygusu ite kaka devam etmemi sağlıyor. Öğrendiklerimi koynumda saklamaya ve bu yoz ortamda o yakaladığım değerleri kaybetmemeye çalışıyorum. Çünkü bu edinimler sivil hayattaki el fenerim. Bu yaşanan sıkıntılar boşuna olmamalı. Sivil hayata döndüğümde karşıma çıkan sorunları ancak burada geçirdiğim günlerle kıyaslayıp, çözümler üretebilirim.
Değerini anlamakta bazen zorlandığım ve belki de farkında olmadığım, içimde varolan ve geçmişten kalma kırıntılarla yüzleşmek, onları süpürüp bir kenara atmak ve asıl içimde olanları ortaya çıkarmak…İşte benim için askerlik bu…
Şu anda yakınımda olmayan ama yüreğinde bana yer açan, beni düşünüp “acaba nasıldır?” diyen kaç kişi vardır? İşte asıl olan onları bulup, onlar için varolmak ve bundan sonraki hayatımda o insanları yanımda tutmak için çaba sarfetmek.. benim ilk hedefim bu.. Ne kadar az yalnız kalabilirsem kalayım. Yalnız kalabildiğim ve kendimi dinleyebildiğim o muhteşem anlarda çıkarabildiğim sonuçlar ve önüme hayata dair koyabildiğim hedefler bunlar..
Bunca yolu gelmek, bu kıyafetler, bu gördüklerim.. Onca geçen zamanı da eklersek benden çok şeyler aldı. Ama inanıyorum ki aldığından daha fazlasını da kattı.
Buranın bir demirbaşı olma hissi kaplasa da içimi, her defa diyorum ki dönüş günü gelecek.
Yılmaz Erdoğan’ın da dediği gibi “ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk yolunu koşacağım, çünkü sonunda annem olucam, babam kokucam sonunda..”
Ne olursa olsun unutmayın
“Bir gün gelecek,bir gün kalacak.”
Sizleri çok SEVİYORUM”
Yaşadığın her andan bir şey çıkarmak, düşünmek, yorumlamak ve sonuca varmak..
Hepimizin yapması gerekmiyor mu sizce de??
Hep kabak, hep kabak, bi yere kadar... :)
Bu çocuk askerde şu an…Annesine bi mektup yollamış..Annesi de açtı telefon,okudu baştan sona bu mektubu annemle bana…
Paylaşasım geldi..
“29.07.2006”
“İnsanların beni rafa kaldırdığını düşünmek sıkıyor canımı.. ve ardından ister istemez acaba diyor insan, acaba benim raf ömrüm ne kadar? Ne zaman oradan çıkarılıp atılırım? Evet, uzakta olmanın kaderi bu olsa gerek. Sadece bir umut çarpmasını sağlıyor yüreğimin.. Sevenler diyorum.. Sevenler seni hiç rafa kaldırmaz ki..
Askerlik son hızıyla beni sıkmaya devam etse de monotonluğun getirdiği alışılmışlık duygusu ite kaka devam etmemi sağlıyor. Öğrendiklerimi koynumda saklamaya ve bu yoz ortamda o yakaladığım değerleri kaybetmemeye çalışıyorum. Çünkü bu edinimler sivil hayattaki el fenerim. Bu yaşanan sıkıntılar boşuna olmamalı. Sivil hayata döndüğümde karşıma çıkan sorunları ancak burada geçirdiğim günlerle kıyaslayıp, çözümler üretebilirim.
Değerini anlamakta bazen zorlandığım ve belki de farkında olmadığım, içimde varolan ve geçmişten kalma kırıntılarla yüzleşmek, onları süpürüp bir kenara atmak ve asıl içimde olanları ortaya çıkarmak…İşte benim için askerlik bu…
Şu anda yakınımda olmayan ama yüreğinde bana yer açan, beni düşünüp “acaba nasıldır?” diyen kaç kişi vardır? İşte asıl olan onları bulup, onlar için varolmak ve bundan sonraki hayatımda o insanları yanımda tutmak için çaba sarfetmek.. benim ilk hedefim bu.. Ne kadar az yalnız kalabilirsem kalayım. Yalnız kalabildiğim ve kendimi dinleyebildiğim o muhteşem anlarda çıkarabildiğim sonuçlar ve önüme hayata dair koyabildiğim hedefler bunlar..
Bunca yolu gelmek, bu kıyafetler, bu gördüklerim.. Onca geçen zamanı da eklersek benden çok şeyler aldı. Ama inanıyorum ki aldığından daha fazlasını da kattı.
Buranın bir demirbaşı olma hissi kaplasa da içimi, her defa diyorum ki dönüş günü gelecek.
Yılmaz Erdoğan’ın da dediği gibi “ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk yolunu koşacağım, çünkü sonunda annem olucam, babam kokucam sonunda..”
Ne olursa olsun unutmayın
“Bir gün gelecek,bir gün kalacak.”
Sizleri çok SEVİYORUM”
Yaşadığın her andan bir şey çıkarmak, düşünmek, yorumlamak ve sonuca varmak..
Hepimizin yapması gerekmiyor mu sizce de??
Hep kabak, hep kabak, bi yere kadar... :)
Çarşamba, Ağustos 16, 2006
A P A T İ T
İleride bir çocuğum olduğunda ona mutlaka öğreteceğim bir şey bu.
APATİT.
Hatta AA-PAA-TİİİT
Bana da babam öğretmişti, esasında öğretti demek yanlış.. Olay kendi kendine gelişti ve aile literatürümüze girdi.
Daha küçücük bir çocukken, hani bi o kadar salak ve bi o kadar da komik çocuk oyunları vardır ya.. işte benim hitim de oydu o zamanlar..
'Hadi atla bakalııım' komutunu duyduğum anda koltuk tepelerine çıkar babamın bana kollarını açmasını ı hı hıı, ı hı hıı diye sırıtarak bekler ve şapşik bir suratla 'aa-paa-tiiit' diye kendimi babamın kollarına bırakırdım. Onun beni yakalaması çok büyük bir olaydı.. Ne zaman o komutu duysam apatit yapacağımı anlar endorfin tavan yapardı bilmeden.. Bütün bu olayda tek bişey var ki neden apatit dediğimi hiçbir zaman bilemedim. Ama nedense zaman içinde babam da komutu 'hadi aapaattiiit' e dönüştürmüştü.
GÜVEN...Her çocuk için en az sevgi kadar gerekli ve değerli.
Bugün, neredeyse gizli gizli oluyor bunlar.. Bazen bakışarak, bazen tartışarak, bazen de... ne bileyim, bişekilde o güveni hala duyuyor olmak var ya...!
Yaşımız her ne olursa olsun onların orada olduğunu bilmek ve yaşları ne olursa olsun bizlerin burada olduğumuzu bilmeleri...
Tanrı onlara sağlıklı, uzun ömürler versin..
APATİT.
Hatta AA-PAA-TİİİT
Bana da babam öğretmişti, esasında öğretti demek yanlış.. Olay kendi kendine gelişti ve aile literatürümüze girdi.
Daha küçücük bir çocukken, hani bi o kadar salak ve bi o kadar da komik çocuk oyunları vardır ya.. işte benim hitim de oydu o zamanlar..
'Hadi atla bakalııım' komutunu duyduğum anda koltuk tepelerine çıkar babamın bana kollarını açmasını ı hı hıı, ı hı hıı diye sırıtarak bekler ve şapşik bir suratla 'aa-paa-tiiit' diye kendimi babamın kollarına bırakırdım. Onun beni yakalaması çok büyük bir olaydı.. Ne zaman o komutu duysam apatit yapacağımı anlar endorfin tavan yapardı bilmeden.. Bütün bu olayda tek bişey var ki neden apatit dediğimi hiçbir zaman bilemedim. Ama nedense zaman içinde babam da komutu 'hadi aapaattiiit' e dönüştürmüştü.
GÜVEN...Her çocuk için en az sevgi kadar gerekli ve değerli.
Bugün, neredeyse gizli gizli oluyor bunlar.. Bazen bakışarak, bazen tartışarak, bazen de... ne bileyim, bişekilde o güveni hala duyuyor olmak var ya...!
Yaşımız her ne olursa olsun onların orada olduğunu bilmek ve yaşları ne olursa olsun bizlerin burada olduğumuzu bilmeleri...
Tanrı onlara sağlıklı, uzun ömürler versin..
Salı, Ağustos 15, 2006
bol cevizlisinden kutlama
Geç oldu ama bi "hayırlı olsun" da benden.
Sevgi çok, tempo yoğun, sıcak bunaltıcı, kuraklık diz boyu..
yeterli su olmadığından rahat rahat kabaklığımı yapamıyorum :)
öptüm şincilik...
Sevgi çok, tempo yoğun, sıcak bunaltıcı, kuraklık diz boyu..
yeterli su olmadığından rahat rahat kabaklığımı yapamıyorum :)
öptüm şincilik...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)