kutlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 07, 2009

neler neler oldu? ama hepsini yazmak zor be...

Nereden başlasam, hangisinin nesini anlatsam bilemedim ama şu son on-onbeş gün içinde olanlardan kısaca bahsetmek istiyorum.

İlk olarak, birinci pause yazısındaki tekne-yelken olayı çok güzel geçti. Ben sadece mutfak ve yemekten sorumluydum.

Birinci sabah hazırladığım 8 ton balıklı ve 8 salamlı sandwichle akşama kadar idare ettik. Yol uzundu ve seyir esnasında bir şey hazırlamak ve yemek olanaksızdı.

O gece Fırında Levrek yaptım.



İkinci sabah mükellef bir kahvaltı ve öğlen yemeğinde çeşitli baharatla şenlendirilmiş sosisli yumurta vardı.

O günün gecesi Okluk koyunda, içinde kaşar, pastırma ve çeşitli sebzenin bulunduğu Bonfile sarma çekmişim ki spesiyallerimden biridir. Tabi yanında sarmısaklı, körili patates vardı. Rokfor peyniri ile eritilerek karıştırılmış krema sosu dökerim bi'de üzerine. İptal ederim adamı lezzetten...


Üçüncü sabah yine güzel bir kahvaltı ve öğlen, baby havuç ve brokolili, zeytinyağlı, sarmısaklı, kekikli bir makarna ile geçirilmiş ve görevim başarı ile sona ermiştir...



Sonra efenim, ikinci pause olayında ise, aileni sevindir durumu içinde, Bitez'de dört gece kalınmış, ortamlardan azâmi miktarda faydalanılmış, denizden iyot, havuzdan klor, mangaldan kanser, güneşten "D" ve rakıdan "Râ" vitamini alınmıştır.

Bu arada Gündoğan'da denize girerken, alçak uçuşla üzerimden geçen âlete bakılmış ve "Benim hayalimi gerçekleştiren bir i.ne varmış demek ki." diye söylenilmiştir.



Tüm bunlardan sonra ise, 3 Ağustos 2009 Pazartesi gecesi, bizim evde, Lakerdacı blogger'lar partisi gerçekleşmiş ve geleceğini bildiren herkes gelmiş ve çok keyifli bir gece yaşanmıştır.



Kurabiye, Gulteinen Enkelini, Kuzey Işığı, Ayşe Bebek, Nilly, Çalışan Anne, Hep O Mutsuz Çocuk, A.W. , Big Daughter, Lina (kız tarafı) ve Jubelum, Cahil, Turkekırgın, Ege Mavisi, Vladimir ve Ben (erkek tarafı olarak), bol miktarda Lakerda, midye dolma ve Blogger bayanlarımızın yaptığı mezelerden götürdüğümüz gibi yan tarafta milletin pek beğendiği koca bir plastik bidon içinde 3 büyük kalıp buzun soğuttuğu suda misâl Vladimir'in biralarını ararken kollarımızın soğuktan kesilmesi vs. vs. vs... pek eğlendik be...
Çalışan Anne'nin taaa Hatay'dan taşıdığı manyak büyüklükteki pasta...



O gecenin hem Ah be güzel abim'in 3. kuruluş yıl dönümüne denk gelmesi...
Hem benim doğum günüme oturması...
Üzerine bir de neredeyse 30 yıllık yavşak adi şerefsiz arkadaşım sigaraya elveda demeye karar verdiğim bir gün olması hasebiyle...

Ama en önemlisi işte...

Yukarıda dediğim gibi;

Bu güne kadar sadece yazılarından tanıdığımı düşündüğüm bir sürü insanın aslında hiç te şaşırmadığım gibi ne kadar DÜZGÜN insanlar olduğunu gördüğüm bir gecenin sonunda...

...hepsine sadece içten, kocaman, ama çok samimi teşekkür etmek düşer bizlere.

Davetimizi kırmadığınız ve evimizi şenlendirdiğiniz için...
... blogger olmanın ötesine geçip artık bizim dostlarımız olduğunuz için...

...hepinize çok teşekkür ederiz.

Perşembe, Ocak 01, 2009

Bakış Açısı...

Geçen yıl, A.W. ve Lina, yılbaşı sabahı, saat 07.00 civârında memlekete dönmüşler, ben de Adnan Menderes'ten karşılamıştım onları. Gün yeni doğuyordu ve yağmur yağıyordu.
2008'e giriş ânını yalnız kutlamış ve bir kaç satır yazmıştım.
Bu sefer berâber kutlayacaktık yeni yılın gelişini. Evde noel ağacı kurulmuş, dibine hediyeler konulmuştu bir kaç gün önceden.
30 Aralık günü Lina hastalandı. Burnundan sümük, gözünden yaş eksilmedi. Hâlâ da öyle...
Rahatsız. Keyfi yok. Ben bunları yazarken bile duyuyorum içeriden hafif hafif ağlamasını ve öksürmesini.

30 Aralık gecesi, sabaha karşı yatakta kusmasından sonra bizlere dönüp "Annecim, Babacım, bana kızmadığınız için size teşekkür ederim." deyişini hiç unutmayacağım.
Bunu söylemesinin nedeni sanırım, burnunun sürekli akıyor oluşundan dolayı gıcık kapması ve huysuzluk içerisinde sürekli "Burnum akıyooaaa.." diye vikviklenmesine, "Yeter Lina.. Akıyorsa sileriz, ağlama artık." diye hafif sinir yapmamdı..

Sonuçta, geceyarısına iki üç saat kala, baktık ki dayanamayacak, açtık hediyelerini.. Sevindirdik. Ve yattı.
Ben yeni yıla girmeye yirmi dakika kala duş alan en temiz Türk erkeği ünvânı ile döndüm içeriye, içkimi tâzeledim.. Bir kaç dakika sonra A.W. geldi, içeride uyuyan Lina'nın yanından..
Balkonda acık müzik yaparak, havai fişekleri izleyerek, yan komşularımız ile balkondan balkona kutlaşarak girdik 2009'a..
Sonra 01.00 sularında A.W. ve ikiyi biraz geçe de ben yattım...
Normal zamanda daha geç yattığım çok zaman vardı hâlbuki.

Sabah 6,30 civârında Lina'nın ağlaması ile uyandık. Artık akıntıdan ve silmekten yara olmuş burnunu işâret ederek, "Akıyooaa ama silemiyooaamm, acıyoaa" diyordu.
Önce içimden "Ulen bu ne biçim yılbaşı sabahı lan?" diye söylenerek kalktım.
Böyle başlayan bir yıl acaba böyle mi geçecek diye düşünerek...

Sonra...
Bu düşüncelerimden yaklaşık 5-10 dakika sonra,



İzmir'de gün doğarken, yılbaşı ertesi sessizliğinde, kanepede, kucağımda, bana sarılarak uykusuna yenik düşen küçük kızıma baktım. Ve fikrimi değiştirdim.
Çok güzel bir yılbaşı sabahıydı.
Birlikteydik.
Kucağımda uyuyordu.
Ve böyle başlayan bir yıl, böyle geçecekti...
Sevgiyle yâni.
Bakış açısı buydu işte.

Koca şehirde en ufak bir gürültü yoktu. Duyulabilen sâdece Lina'nın nefes sesiydi.


Kulağına, "Ülkemize, insanlarımıza, sevenlerimiz ve sevdiklerimize, dost, arkadaş, kardeşlerimize ve ailemize mutlu yıllar..." dileğimi fısıldadım.

Pazartesi, Aralık 08, 2008

Kutlu ossun Lan..



Oğlum,
hâtırâlarımızın hayâllerini bile çaldınız lan..
paranoyak ettiniz lan bizi..
İki çatapat çatlatsan, bi mantar tabancası patlatsan, terörle mücâdele şubesinden gelirler mi diye korkuyoz artık lan..
bayram yerlerini, salıncakları bitirdiniz oğlum..
zıçtınız batırdınız lan..
* * * *
kriz dalgasına arı kestim ben bu sene..
etinden olmasa bile sütünden faydalanırım dediydim.. o bile olmadı..
bitirdiniz ulan ülkeyi..
bitirdiniz.
bayramları bitirdiniz.
* * * *
saydım, biz bugün yaşı 62-87 arasında olan onbir kişiyi mutlu etmişiz, vesile ile..
o da bi'şey..
mutlu bayramsssss..

Pazar, Aralık 16, 2007

To Be Or Not To Be / Happy Bd To You..:))

http://www.videojug.com/film/how-to-make-a-to-be-or-not-to-be-cocktail

Hani derler ve deriz ya,
“HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN”..
Gerçekten olsun. Çünkü hissediyorum ki, senin gönlüne uyan, hepimiz ve ülkemiz için doğru. Dilerim, boşluğa bıraktığın t-balloon’lar, yerlerini bulup, her yerde rengarenk uçuşsunlar. Her günün gönlünce, örümceksiz, neşeli, mutlu, barışık, doğru dürüst OLSUN.. Olmak ya da olmamak, işte sana doğumgünü hediyem de bu..:))
Mutlu Yıllaaaarrr Saanaaaaaa..:)))))))

KUTLU OLSUN KIRGIN..:))

Cumartesi, Aralık 08, 2007

Cumartesi Ateşi

Dinlemeye başlamış olduğunuzu umduğum, 1970'li yılların sonlarına ait olan ve benim pek sevdiğim "Do it again" adlı Steely Dan şarkısını, hem cumartesi günü neşesi adına buraya bakmakta olan tüm dostlara ve hem de bir kapatıp bir açarak, ama sonunda mutlaka açarak aramızdan ayrılmayan (ki hiç ayrılmaması temennîmizdir.) ve sürekli bir sinerji yaratan Rehâvi'ye hediye ediyoruz blogçak..

Ama şarkının adını bir nebze değiştirerek..

(Don't) do it again.. Bir daha yap(ma..):)