Pazartesi, Haziran 09, 2008

Kaz baba, kartal baba, penguen baba

Biz OKS'den ÖSYM'den yakınırken daha piskopat eğitim sistemleri mevcut, Korelim yandım allah kaçıyor. Adamlar klasik göç anlayışını ters düz etmiş. Peder Kore'de; valide, çocuk Amerika'da, Yeni Zelanda'da şeklinde. Üstelik sorunlar benzer. 1. Onların sistem de İngilizce öğretemiyor. 2. Yaratıcı zekayı geliştirmiyor. 3. Yurtdışında fazla kalan çocuk "Alman Emre"lere dönüyor. Bir benzerlik var sanki kanki ha?!x1
İngilazca olduğundan ve Her halt dürbün gazatasından alıntı olduğundan Törkishçesi bulunmamaktadır. Üzüntüyle duyurulur:()
http://www.iht.com/articles/2008/06/07/asia/08geese.php?WT.mc_id=newsalert

Bizdeki meali: Kanarya baba, kartal baba, aslan(uçmaz ama gururlu) baba :))
Not: Makaleyi okuyanlar için mealdir, şappadanak anlaşılmaz.

Pazar, Haziran 08, 2008

ya sev ya terket.



Nasıl uçasım var, bilion mu?
Şööle, öğleden soora bi uçağa binip, gün batarken ilk defa gördüğüm bir şehrin üzerinde yavaş yavaş alçalmayı nasıl istiorum, bilion mu?
ve o sırada elimde güzel bi içki olsun, nası istiom.
Körükten geçip terminâle girdiğimde, pencerelerden az önce bütün özlemimi gerçekleştiren büyük metâl kuşun ışıklarını görmeyi..
ve bir daha onları göremeyecek olduğumu bilmeyi..
nası istiom..

Perşembe, Haziran 05, 2008

Bazıları için "süngü" bazıları için "şamandıra" olan minareler

Tayyibin aklındaki minare, kılıf geçiremediklerini büküp süngü niyetine cihat yolunda kullanmak. İyi Melih'in aklındaki minare, Esenboğa Havaalanı yolu üzerinde taşıdığı gecekondu alanlarından arta kalan minareler ile ahaliye mesaj vermek. (Bak insanları taşıdık, gecekonduyu yıktık, ama minareye dokunmadık hesabı ;) İzmir'deki minarenin görevi seviye tespit çubuğu:

O da ney? Aboooğ diyenler için şöyle söyliim. Biz de bir Tahtalı Barajı var. Küresel ısınma nedeniyle kurumak üzere. Eskiden yerleşim birimi olan bu yerde terkedilmiş bir cami var. Ancak baraj tam dolu olsa bile bir minareyi batıracak yüksekliğe ulaşmıyor. Doluluk oranını ona bakarak tespit ediyorlar:)

Aşağıdaki resme bakınca minare çevresinde belli yüksekliklerde mavi halkalar olduğunu göreceksiniz. Allahın işi işte! Önceden bilmese ölçüm yapılacağını, halkaları koydurur muydu? Değil mi?

Çarşamba, Haziran 04, 2008

2

Meselâ, şimdi bu yazıyı okuyorsan usta;
yeryüzünde şerefiyle yaşamayı beceremeyen insanların sâdece ikiye ayrıldığını hatırla..

Çıkarları için ağızlarından çıkanları unutanlar.

Başkalarının üfürükleriyle ağızlarından çıkanı unutup 180 derece çark edenler..

Birinci tipi belki biraz anlamak mümkün..
Hani dersin ki; "Gemisini yürüten kaptan." (Bu düzene göre; "akıllı şerefsiz.")

Ama ikincisi haso kişiliksiz.. Püfff o tarafa, püfff bu tarafa.. Zavallı.
Unutma.. İkisi de adam değil.

** ** ** **
Öyle zamanlar..

Her insanın hayatında "yolunu kaybettiği zamanlar" olur..
Korku ve şüphenin yayıldığı, umutsuz zamanlar..
Öyle zamanlar..
Her insanın hayatında, problemlerle yüzleşmesi gereken zamanlar olur..
Yine de anların değerini unutmamak gereken zamanlardır bunlar..
Yıllar geçtikçe, nerede ve ne zaman olacağını kestiremediğin bir anda,
Öyle bir yerde anlarsın ki; artık çok geçtir..
İşte öyle zamanlardır onlar..
Öyle zamanlar, Usta..

Yargıtay'ın Muhammet SAV ile Önder SAV'a cevabı son noktayı koydu. Ö. SAV haklı

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9098781.asp?gid=229&sz=66177

Dinlersen gümlersin,

Hadi hayırlı traşlar...